Facebook’u sık kullananlar farketmişlerdir, son zamanlarda sitede ufak değişiklikler oldu. Önceleri Facebook bu gibi değişiklikleri gerçekleşmeden önce bizlerle paylaşırken, bu sefer herkese sürpriz yaptı ve dizaynında ve stratejisinde bazı değişikliklere gitti. Neydi peki bu değişiklikler? Bir kere yepyeni bir strateji ortaya koydu: Eski arkadaşlar ile yeniden buluşma! Uzun zamandır iletişime geçmediğimiz bazı arkadaşlarımızı ‘hadi duvarına yazı yaz, foto gönder…’ gibi harekete geçirici sözlerle karşımıza getirdi. Bune ek olarak ana sayfayı News Feed ve Live Feed gibi iki ana sekmeye böldü, ve sık iletişime geçtiğimiz kişilerin feed’lerini bize daha fazla göstermeye başladı.
Şahsen bu iki değişiklik kesinlikle harika değişiklikler olduğuna inanıyorum. Facebook gibi 300M’dan fazla aktif kullanıcısı olan bir sosyal ağın yapabileceği en doğru adımlar bunlar. Sitedeki aktif kullanıcıyı arttırmak, hem de aktif olanların aktif olmayanları teşvik etmesiyle! Şimdi soralım kendimize, Facebook bize ‘hadi aktif ol, şuna mesaj at’ deseydi, muhtemelen hepimiz o maili silerdik. Ama bir arkadaşımız bize Facebook üzerinden mesaj attığında muhtemelen farklı bir tepki veriyoruz
Tabi bu ‘reconnect’ stratejisi bazı kötü sonuçlara da sebebiyet verebiliyor, ve bu sebepten ciddi eleştiri alabiliyor… Örneğin eski sevgilinizi size ‘hadi bi mesaj at arkadaşına’ diye karşınıza getirebilir veya daha da kötüsü kaybettiğiniz bir arkadaşınızı… Yine de Facebook’tan gelen güzel bir hamle olduğunu kabul etmek lazım..
Apple’ın yıllık olarak açıkladığı 10K raporu bazı önemli detayları iyice belirginleştirdi. Neymiş o detaylar? iPod satışları azalıyor. Negatif gibi görünse de ikinci noktayı düşündüğümüzde aslında pozitif bir sonucu bile olabiliyor. Çünkü iPhone satışları hızla artıyor, sadece artmakla kalmıyor, Apple için finansal anlamda daha büyük bir paya ulaşıyor. Geçtiğimiz sene Apple’ın tüm satış pastasının sadece %5.7‘sini oluşturan iPhone, bu sene payını 3’e katlayarak %18.5’a çıkartmış durumda. Dolayısıyla iPod satışlarının bir kısmının iPhone’a kaydığını söylersek pek de yanlış olmaz… Güzel istatistiklerden bir tanesi de Mac satışları. Apple’ın her zaman için amiral gemisi olan Mac’in toplam pasta içindeki payı azalmış gibi görünse de bunu artan Mac satışları ve düşen kar marjına bağlayabiliriz. Aa bu arada, geçtiğimiz hafta piyasaya sürülen yeni Mac’ler ile Apple’ın hisse senetleri biraz daha arttı ve Google’dan daha değerli oldu, onu da unutmadan eklemekte fayda var sanırım…
Apple’dan başlamışken bir haber daha verelim. Neredeyse artık her ay AppStore ile ilgili bir haber yazacak hale geldik. Sayılar o kadar hızlı artıyor ki, takip etmek gerçekten zor… Daha 1,5 sene bile olmamasına rağmen AppStore’daki uygulama sayısı 100.000’i geçmiş durumda. Her ay eklenen uygulamalar ile AppStore gaza basmaya devam ediyor ve piyasadaki 50M’dan fazla iPhone + iPod Touch kullanıcısının cihazlarına girmeye devam ediyor.
Twitter özellikle bahar aylarından beri medyada geniş yer bulmaya başladı bildiğiniz gibi. 2007’de hayata geçmiş olan şirket, asıl patlamasını da 2009’da yaptı diyebiliriz. Peki Twitter’ın CEO’su Evan Williams’ın aklında gelecek için neler var? Twitter için neler planlıyor? Ve hala gelir modeli olmayan Twitter 2010 ve sonrasına nasıl hazırlanıyor?
Geçtiğimiz günlede verdiği bir röportajda bazı ince noktalara değinen Williams, bizi de oldukça ilgilendiren şeylerden bahsetti. En iyi iş modellerinin insanların değer ürettiği yerlerden çıkacağını söyleyen Williams, bu değerin en iyi mobil ortamda yakalanacağını, çünkü mobilin çok daha ‘anlık’ olduğunu söylemiş. Williams şöyle devam etmiş: Twitter’ı insanların hayatı için daha önemli hale getirmeyi planlıyoruz. Hareket halindeyken daha iyi kararlar almalarını sağlamak istiyoruz… Mobil, insanların düşündüğünden daha büyük!…
İddialı ve güçlü açıklamalar, zira satır aralarına bakarsak aslında fırsatların önümüzde durduğunu görebiliriz: ‘Hareket halindeyken daha iyi karar almak’ önermesinin yanına neyi koyarsak tamamlıyor: Trafik, Alışveriş, restoran… ilk aklıma gelenler. Sizin aklınıza gelen bir şey var mı?
Google bu hafta çok konuşuldu, ama bu sefer Türkiye ofisi konuşuldu. Sebebi de Google’a kesilen ceza: 71 milyon TL. Türkiye’de hızlı bir şekilde büyüyen internet reklamcılığı pazarında en büyük pay Google’a ait. Devletin tepitine göre Google Türkiye ofisi İrlanda’daki ofis üzerinden tüm reklam ve ilan işlerini yönetiyor, fatura yurt dışında kesiliyor bu sebeple de hiç vergi vermiyor. Yasaya göre Türkiye’de temsilciliği bulunan şirketler Türkiye’de vergi mükellefi olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla da ulusalararası şirketlerin Türkiye temsilcilikleri, Türkiye’de elde ettikleri gelirlerin vergisini yien Türkiye’de ödemek zorunda… Bu gelişme üzerine geçtiğimiz gün Google şu şekilde bir açıklama yaptı: “Google operasyonu olan her ülkede vergi kanunlarına uygun olarak hareket etmektedir. Türk yetkililer ile konu ile ilgili görüşmelerimiz sürmekte. Türk kanunlarına uygun hareket ettiğimize ilişkin inancımız tam.” Henüz başka bir gelişme yok, ancak Türk internet dünyası nefesini tutmuş, ne olacağını bekliyor diyebiliriz, zira reklam pastasından hem şirketler, hem de bireyler faydalandığı için büyük bir kitleyi etkileyen bir gelişmeden söz ediyoruz…
Göktuğ GEDİK

