O. Yıldırım | MobiPC: Bir İnovasyon Hikâyesi

Emre Çevikol tarafından 16-12-09 tarihinde yazıldı.
Yorum Yap
| Kategori: İnovasyon ve Girişimcilik

Üniversitelilere mobil teknolojileri uygulamalı olarak tanıtmak, aldıkları teorik eğitimi pratiğe dökme imkânı sağlamak, teknoloji üreten genç beyinleri ülkemize kazandırmak için telekom altyapımızı üniversitelere açtığımız Ünivercell’de bir Proje Pazarı Etkinliği düzenlemiştik. Ünivercell Proje Pazarı’nda üniversitelilere mevcut pazar durumunu ve servisleri tanıtmak amacıyla iş ortaklığı yönetiminin organizasyonunda bir günlük bir bilgilendirme toplantısı yaptık. Toplantıda teknolojinin ve Turkcell’in gittiği yönden başlayıp; içerik, pazarlama, oyun, ödeme, telemetri gibi alanlarda ne gibi servislerimizin olduğunu anlattık. Amacımız kafalarındaki fikirlerin yenilikçi olup olmadığını kendilerine sorgulatmak ve öyleyse fikirlerini olgunlaştırmaları için yön ve bilgi vermekti. Bir ay sonrasında da katılımcılardan başvurularını yazılı olarak toplamış ve değerlendirmeye almıştık.

Hepimizin bildiği gibi cep telefonları gün geçtikçe daha çok özellik ve güç kazanıyor. Bugün piyasadaki avuç içine sığan ortalama bir cep telefonu, 10 yıl önce okuldayken masamdan taşan bilgisayarımdan çok daha hızlı, belleği ise kat kat fazla. Cep telefonları her geçen gün biraz daha bilgisayar haline dönüşüyor fakat bunun yanında en gelişmiş cep telefonunu bile standart bir bilgisayarla kıyasladığımızda ekranın ve klavyenin küçük olmasının kullanımı sınırlayacağını, işlemci bellek gibi kaynakların bilgisayarda daha fazla ve daha güçlü şekilde bulunacağını hepimiz kabulleniyoruz. İşte, Ünivercell Proje Pazarı’ndan çıkan MobiPC bu durumu kabullenmiyor.

MobiPC, yanınızda taşıyacağınız bir cep telefonu büyüklüğündeki cihaz sayesinde her yerden standart bir bilgisayar deneyimi yaşatmayı yani normal boyutlarda bir PC ekranı, klavyesi ve işlemci gücünü kullandırmayı vaat eden bir proje. Şekilde de gördüğünüz gibi 3 ana bileşenden oluşuyor.

MobiPC1)      Yanınızda taşıyacağınız cihaz. Bu cihazın içinde bir mikro projektör bir de lazer klavye var. Mikro projektörün kendisi çok küçük boyutta fakat 102 ekran boyutunda yani standart bir bilgisayar ekranından bile daha büyük görüntü oluşturabiliyor. Lazer klavye ise sanal bir klavye, masanızın üstünde bir klavye görüntüsü oluşturuyor ve normal bir klavye gibi parmaklarınızla tuşlara basarak kullanıyorsunuz, bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi. Bu iki cihaz da şu anda piyasada satılan ürünler.

2)      Cep telefonu burada iki işlev görüyor. Birincisi genişbant bağlantı hızı yani 3G bağlantısı. Bu sayede İnternetteki bir bilgisayara bağlanıp onun ekran görüntüsünü alabiliyoruz. Diğer işlevi ise üzerinde koşan küçük bir uygulama sayesinde İnternetteki bilgisayarın görüntüsü mikro projektöre iletiliyor ve sanal klavyeden gelen kullanıcı girdileri de uzaktaki bilgisayara gönderiliyor.

3)      Yukarıdaki iki maddeden de anlaşıldığı gibi kullanıcının önüne bir bilgisayar ekranı geliyor ve kullanıyor fakat aslında bu bilgisayar İnternette bir yerlerde bir datacenter’da çalışıyor. Bu bilgisayar fiziki bir bilgisyar olabileceği gibi fiziki bir bilgisayar üzerinde koşa sanal bilgisayarlardan biri olabilir. Data center’da ne yer problemi, ne taşıma problemi, ne gürültü problemi olmadığı için istediğimiz güçte ve kaynaklara sahip bir bilgisayarı burada çalıştırıp MobiPC cihazımızla ona bağlanıp kullanabiliriz.

Bir üniversite öğrencisinden çıkan bu parlak fikir, Turkcell’in tutkusuyla birleşti ve bugün artık bir patente dönüşüyor.

Orhan YILDIRIM

Paylaş:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Yoruma Kapalı..