G. Gedik | Teknoloji Bülteni

Emre Çevikol tarafından 17-12-09 tarihinde yazıldı.
Yorum Yap
| Kategori: Sektörden, Teknoloji

facebookFacebook değişiyor, hazır mısınız?

Farkedenler olmuştur, bir süredir Facebook anasayfasında bir uyarı çıkmaya başladı. Diyor ki, ‘privacy settings değişti, ona göre hareket et, ayarlarını dügün yap’. Facebook artık tüm dünyaya açılıyor, istiyor ki artık post ettiklerimizi, duvarımıza yazılanları tüm dünya görsün… Peki neden? Facebook’un 350M’dan fazla kullanıcısı var, bu kullanıcıların büyük bir kısmının hayatının bir parçasını temsil ediyor artık Facebook. Ve bu insanlar Facebook’ta daha önce internette paylaşmadıkları bilgileri paylaşıyorlar. Sevdikleri, ilgilendikleri, beğenmedikleri, paylaşmak istedikleri, yaşadıkları, hayalleri… Ancak tüm bunlar şu anda kapalı bir kutunun içinde, ‘yeteri kadar’ kıymetli olamıyorlar. Ancak ne zaman ki bu bilgiler ‘daha kullanılabilir’ hale gelecek, işte o zaman Facebook’un elinde öyle bir güç olacak ki, her türlü profilleme, reklam vb durumlarda paraya para demeyecek :) Peki bizi etkileyen kısmı nedir bu işin? Daha önce hiç gizlilik ayarlarıyla uğraşmadıysanız hemen gidip birkaç ayar yapmamız gerekiyor. Mesela fotoğraflarımız, mesela kişisel bilgilerimiz, bu bilgilerin ‘sadece arkadaşlarım’ tarafından görülmesini seçebiliriz. Böylelikle profilimize her göz atanın her türlü bilgiye erişmesini engelleyebiliriz…

http://gigaom.com/2009/12/09/for-facebook-more-privacy-means-more-public/

 
lalaApple ‘Lala’yı satın aldı, müzik işi değişiyor mu?

Geçen sene Lala’dan birkaç defa bahsetmiş ve download etmeye gerek kalmadan müziği stream etmenin ‘kritik’ bir konu olduğuna dikkat çekmiştim. Büyük sürpriz değil elbette, daha pratik, daha kolay olan şeyler her zaman üste çıkarlar, Lala’da da bu böyle… Videoları artık YouTube’dan stream ederek izliyoruz, müziğimizi last.fm’den dinliyoruz (duk…), yeterli bant genişliğimiz olduğunda filmleri de böyle izleyeceğiz emin olun. Peki bu neden önemli? Çünkü müzikleri download etmek, düzenlemek ve bunu muhafaza etmek hem zaman alıyor, hem de pahalıya geliyor. Apple iTunes Store’dan 10.000 müzik parçası download etmek isteseniz binlerce dolar vermeniz lazım, ancak bu müziklerden oluşan bir playlist içerisinden dinlemek (download etmeden) çok daha ucuza geliyor. Aynı zamanda farklı lezzetleri karıştırmak, arkadaşlarımızdan beslenmek ve yeni şarkıları keşfetmek için de muhteşem bir fırsat tanıyor bize. İşte bu sebeple Apple’ın Lala’yı satın alması çok önemli bir gelişme: Apple’ın önümüzdeki 5-10 sene için üzerine gideceği müzik işinin şekillenmesini sağlıyor bu satın alma. Muhtemelen artık şarkıları 2 farklı şekilde satın alabileceğiz: Download etmek veya web’den dinlemek. Mevcut şarkılarımızı da aynı şekilde ‘cloud’ içerisine atıp, iPhone’umuzdan istediğimiz şarkımızı anında dinleyebileceğiz. Dolayısıyla SYNC ederek şarkıları güncellemek tarihe karışmasa da, artık bizim için bir külfet haline dönüşmeye başlayacak… Müzik işi çok büyük, oyuncular çok daha büyük, pazarda tutunmak ise çok ama çok zor… Bu arada unutmadan ekleyeyim, Lala için $80M çıktı Apple’ın kasasından.

http://mashable.com/2009/12/07/apple-lala-acquisition/

 
publicDNSGoogle’dan devletin ‘yerli arama motoru’na yanıt: Google Public DNS !

Geçtiğimiz haftanın en önemli gelişmesi Google’ın açıkladığı Google Public DNS’ti muhtemelen. Bilmeyenler için küçük bir parantez açalım, DNS (domanin name server) bizim tarayıcımızın adres çubuğuna yazdığımız her sitenin IP adresini doğru olarak bize vererek sitelere ulaşmamızı sağlar. Hatta ‘erişime kapatılan’ sitelere giremememizin sebebi de TürkTelekom’un bize doğru DNS’leri dönmemesidir. İşte Google bu noktaya parmağını sokarak tozu dumana kattı. Google Public DNS demek, her türlü siteyi Google amcaya sorarak öğrenmek ve ulaşmak demek, yani Google Public DNS kullananlar erişim engellemelerine takılmayacaklar demek. Google Public DNS demek, tüm erişimimizin Google ile paylaşılması, her girdiğimiz siteyi Google’ın da bilmesi demek. Google Public DNS demek, Google’ın her türlü bilgiye ulaşmak konusunda ne kadar azimli olduğunu bir kez daha gözümüze sokması demek. Google bu, güveniyoruz, kullanıyoruz, ama bir yandan da bizi korkutmuyor değil… Yorum yok.

http://www.techcrunch.com/2009/12/03/google-dns-opendns

 

gogglesgoggles2Google Goggles – Google Visual Search

Laf Google’dan açılmışken önemli bazı gelişmelere devam edelim. Google bu hafta içerisinde Google Goggles diye bir ürününü de duyurdu. Bu ürün bir ‘görsel arama motoru’ aslında. ‘Ne işe yarıyor, nasıl kullanılıyor’ diye soracak olursanız kısaca anlatayım: Cep telefonunuzla bir resim çekiyorsunuz, mesela boğaz köprüsü, Google Goggles’a soruyorsunuz, şak diye size boğaz köprüsü ile ilgili bir ton bilgi getiriyor. Bir dükkanın fotoğrafını çekiyorsunuz, o dükkanla ilgili bilgiler, belki de menüsünü getiriyor. Kitabın fotoğrafını seçerseniz kitap ile ilgili bilgiler, hatta satınalma linki; ünlü bir tablonun fotoğrafını çekerseniz o tablo ile ilgili bilgiler çıkıyor karşınıza. Yani yazı yazmanıza gerek kalmıyor, mobil cihazdan bu işlemi yaptığınız için de context’i de tanımlamış oluyorsunuz böylece… Google’ın açıkladığına göre henüz bu konunun çok başındayız, ve yapabildiklerimiz oldukça kısıtlı. Ancak görsel arama konusunda teknoloji geliştikçe çok daha faydalı ve başarılı şekillerde kullanımlar görebileceğiz.

http://mashable.com/2009/12/07/google-goggles

 
realTimeGoogle Real-Time search

E işte Google bu, başladı mı durmuyor… Uzun zamandır sık sık dile getirmeye çalıştığım, özellikle de Twitter ve Friendfeed ile pek bir hareketlenmiş olan real-time search konusunda Google da önemli bir hamle yaptı. Artık Google’da arama yaptığımızda gerçek zamanlı sonuçları da görebileceğiz. Ne demek bu? Yani GS-FB maçı sonrasında ‘galatasaray’ diye arama yaptığımızda Twitter’a 2 dk önce yazılmış bir tweet’i görebileceğiz, ya da daha o sabah politika ile ilgili yazılan bir blog post’u yine yaptığımız aramalarda görebileceğiz. Google gerçek zamanlı çalışmak için pek çok kaynaktan, kompleks bir algoritma ile beslenerek çalışıyor. Sadece Twitter değil, bir çok microblogging sitesi, blog’lar, Friendfeed gibi çeşitli kaynakları var. Yakında Twitter gibi ‘Trending Topics’ vereceği de öngörülürse oldukça ilginç bir dünyaya doğru gittiğimiz söyleyebiliriz :) Türkiye için ekşisözlük’ten ve Friendfeed’den beslenen bir Google Real-Time search oldukça ilgi çekici olabilir.

http://mashable.com/2009/12/07/google-real-time-search/

Göktuğ GEDİK

Paylaş:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

Yoruma Kapalı..