Bir seneden fazla zaman önce yazdığım bir yazıda “Hayatımı Facebook’ta yaşamıyorum” demiştim. Sebeplerini de uzun uzun anlatmıştım. Okuduğum bir araştırma, bu yazdıklarımın birçoğunun aslında XD adı verilen bir jenerasyonunun söyledikleri ile paralel olduğunu hatırlattı. Şimdi hikaye şu: Disney Avrupa’da bir araştırma yapıyor ve diyor ki 8-14 yaş arasında, dijital algısı kuvvetli olan çocuklar yeni bir kuşağı tanımlıyor. Bu kuşağın adı XD kuşağı (XD generation), X jenerasyonunun dijital olarak biliçli çocukları anlamına geliyor. İşte 1995-2001 arası doğumlu olan bu çocuklar, internetsiz bir dünya görmemişler ve böyle bir dünyayı bilmiyorlar. Dolayısıyla tüm algıları ve hayata bakışları da bu yönde şekilleniyor.
Araştırmanın detaylarını ingilizce ve Türkçe olarak aşağıdaki adreslerden okuyabilirsiniz. Benim gözüme çarpan ve bu yazıyı yazmama sebep olanlarsa şöyle:
* Dijital Kuşak – XD’ler teknolojiye çok hakim olmakla birlikte, onu yüzyüze sosyal etkileşimin yerine koymak yerine, etkileşimi güçlendirmek için kullanıyorlar.
* En tercih edilen arkadaşlarla buluşma yöntemi hala yüzyüze sosyal temas(yüzde 30). Sonra mesajlaşma(yüzde 15), çevrimiçi sohbet(yüzde 14) ve cep telefonu(yüzde
geliyor.
* Yüzde 53’ü internetin okul dışında da arkadaşlarıyla konuşma olanağı vererek yaşamlarını geliştirdiğini düşünüyor.
* Yüzde 44’ü internetin arkadaşlarıyla bağlantıyı koparmamayı kolaylaştırdığını söylüyor.
Ne kadar güzel tarif etmişler değil mi?
http://www.marketingweek.co.uk
Google’ın online doküman araçlarını bilgisayarımızda yüklü olan Microsoft Office kadar kullanmıyoruz. Ancak bu, offline dünyanın getirdiği konsolidasyon ve iletişim problemlerinin devam etmesine sebep oluyor ne yazık ki. Google Documents’ı kullanmaya bir kez alışınca geri dönmek biraz zor oluyor. Çünkü tüm dosyalarım her zaman elimin altında, istediğim bilgisayardan erişip değiştirebiliyorum. Bir sunum üzerinde 5 kişi ortak bir şekilde çalışabiliyor ve birbirimizin yaptıklarını bozmuyoruz. Anında web form oluşturup bunu arkadaşlarımla paylaşabiliyorum bile… İşte tüm bunlara ek olarak Google Documents, artık sadece office dosyalarını değil, her türlü dosyanın arşivlenebileceği bir yer haline gelmiş durumda. 250 MB’a kadar tek parça dosya yüklemek serbest, ayrıca yıllık 5 USD’ye de 20GB’lık alan alınabiliyor. Bir süre önce “gelecekte her şey online ortamlarda olacak” derken, artık bunu yaşamaya başladık bile sanırım… Maillerimiz, dokümanlarımız, fotoğraflarımız hatta videolarımız ve müziğimiz de artık online ortamda. Hepsi online’ken, bizim de “always online” olmamamız garip olmaz mı?
İşte bu nasıl olacak diye düşünüyorsanız, “cep telefonunuza” bir daha bakın derim
http://mashable.com
Skype’ı hatırlamayan yoktur sanırım. Hani şu VoIP konusunda uzman olan ve bilinirlik açısından belki de dünyada 1 numara olan firmadan bahsediyorum. 2003 yılında kurulan ve 2005 yılında eBay’e yaklaşık 2 milyar dolara satılan Skype, artık dünyada gerçekleşen tüm uluslarası telefon trafiğinin %12‘sini üzerinden geçiriyor. Yani bir anlamda bu konudaki en büyük “operatör” denilebilir. Şaşırtıcı değil mi?
Apple’ın geçtiğimiz ay gerçekleştirdiği bir satınalmadan bahsetmiştim daha önce. Web üzerinden müzik stream etmek konusunda başarılı olan Lala adlı şirketi Apple satın alınca, saksılar çalışmaya başladı elbette. Apple neden böyle bir firmayı satın aldı? iTunes modeli değişecek mi? Bu ve benzeri sorular gündemi meşgul etmeye başladı. Görünen o ki Apple yakın zamanda tüm iTunes kütüphanesini webdeki bulutuna taşıyacak (cloud). Böylelikle artık iPod ve iPhone’u bilgisayara bağlayıp senkronize etmek yerine 3G veya WiFi üzerinden tüm şarkılar dinlenebilecek veya download edilebilecek. Bu şekilde hem dinleme ücretleri ucuzayacak, hem de tüm işlemler inanılmaz pratik hale gelecek. Bu konu ile ilgili oldukça detaylı bir incelemeyi şurada ingilizce olarak paylaşmıştım. İlgi duyan arkadaşlar, buyrun burdan yakın:
http://gg.goktuggedik.com
Apple ve Google mobil sektörü domine etmeye devam ediyor. iPhone’un özellikle geçtiğimiz sene ortalığı kasıp kavurmasından sonra bu sene ile birlikte muhtemelen Android ile de Google kendine ciddi bir pay çıkartacak gibi görünüyor. ABD’deki akıllı telefon pazarındaki reklam pastasının %81‘ini oluşturan iPhone ve Android de bunun en büyük kanıtı belki de. Düşünebiliyor musunuz, daha birkaç sene öncesine kadar Nokia, SonyEricsson, Samsung gibi devler vardı sahnede. Yine varlar tabi, ancak akıllı telefon pazarında gelecekleri ne olacak, nasıl var olacaklar, tahmin etmek biraz zor…
Göktuğ GEDİK

