<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Turkcell Partner Blog &#187; İnovasyon ve Girişimcilik</title>
	<atom:link href="http://lab.turkcellpartner.com/blog/category/yenilikcilik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://lab.turkcellpartner.com/blog</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Sep 2010 11:07:09 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>M. Arslan &#124; İnovasyon Çarkları Dönüyor Dönüyor</title>
		<link>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/09/03/m-arslan-inovasyon-carklari-donuyor-donuyor/</link>
		<comments>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/09/03/m-arslan-inovasyon-carklari-donuyor-donuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 10:37:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Blog Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnovasyon ve Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[MeryemArslan]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yenilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://lab.turkcellpartner.com/blog/?p=2643</guid>
		<description><![CDATA[
Çünkü dünya dönüyor…
Teknoloji, isteklere karşılık verme boyutunda bizleri yakalamak için son hızla koşmaya devam ediyor. Bazen de biz onun peşinde koşarken nefes nefese kalıyoruz.
Birkaç 5 yıl öncesine kadar sabit telefonlara sabitlenmişken artık hepimiz mobil yaşamı vazgeçilmez görüyoruz.  Bu değişime ayak uydurmuşken inovasyonun tadını çıkarmaya bakalım.
İsteklerimiz inovasyona dönüşüyor ve birbirinden ilginç, hayatımızı kolaylaştıran hizmetler, talepler  yaratıcı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2642" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/09/hand1.jpg" alt="" width="200" height="179" /></p>
<p>Çünkü dünya dönüyor…</p>
<p>Teknoloji, isteklere karşılık verme boyutunda bizleri yakalamak için son hızla koşmaya devam ediyor. Bazen de biz onun peşinde koşarken nefes nefese kalıyoruz.</p>
<p>Birkaç 5 yıl öncesine kadar sabit telefonlara sabitlenmişken artık hepimiz mobil yaşamı vazgeçilmez görüyoruz.  Bu değişime ayak uydurmuşken inovasyonun tadını çıkarmaya bakalım.</p>
<p>İsteklerimiz inovasyona dönüşüyor ve birbirinden ilginç, hayatımızı kolaylaştıran hizmetler, talepler  yaratıcı, tüketici nabzını tutan, ihtiyaçları anlayan kişilerce dikkate alınıyor ve inovasyon ekosisteminde yerini alıyor. Derken bir inovasyon haberi ile tarihin tekerrür ettiğini bir kez daha hissettim. Örneği paylaşmak istiyorum;</p>
<p>Bir firma cep telefonu ile elbiseyi birleştirmiş, artık bayanların bu elbiseyi giydiklerinde ayrıca cep telefonu kullanmalarına gerek kalmıyor.  Şöyle ki, bayanlar cep telefonunu taşıyacak ceplere genel olarak sahip olmadıkları için bir çok çağrıyı kaçırıyor, cep telefonunu taşımak ta rahatsızlık yarattığı için bu ihtiyaca karşılık olarak elbiseyi tasarladıklarını söylüyor şirket yetkilileri. Elbisenin marka etiketinin altında yer alan simcard ve tabi sensörler her şeyi karşılamış durumda. Çağrı geldiğinde elbise çalıyor, elinizi kaldırmanız, kulağınıza yaklaştırmanız, kapatmak istediğinizde ise indirmeniz yeterli oluyor.</p>
<p>Bu bence zahmetli olsa gerek, biraz daha geliştirilerek el kaldırmamıza gerek kalmadan elbiseyi kullandıracaklarına inanıyorum.  Neden mi ? Çünkü bu elbiseyi kullanan-giyen  bayanlar bir süre sonra bu ihtiyacı hissedecekler, inovasyon çarkları yeniden dönecek.</p>
<p>Ticari açıdan bakmak gerekirse satışlarda maximumu yakalayabilmek, altında yenilikçilik imzası bulunan  ürün ve hizmetleri piyasaya sürmek veya mevcut olanlara ihtiyaç makyajı yapmaktan geçiyor. Unutmayın inovasyon basittir. Bazı alanlarda özellikle hizmet alanında inovasyon sindirilmesi gereken bir kültür olduğu için hazır olmayanlar için adaptasyon zaman alır ama teknoloji ve tasarım başta olmak üzere bir çok alandan beslenen ürünler için bu söz konusu değildir.</p>
<p>Bilgi Çağı’nda mükemmeliyete erişebilecek miyiz bilmiyorum ama inovasyona bağlı sürekli geliştirme var oldukça uzak bir ihtimal olarak görünüyor. Bu da iyi bir şey tabi. Gelişebilmek ve daha iyi olabilmek için hep merdivenleri çıkmamız gerekir değil mi ? Mümkünse yürüyen ve seçtiğimiz her basamakta farklı bir melodi sunan merdivenlerden çıkalım.</p>
<p><strong>Meryem ARSLAN</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/09/03/m-arslan-inovasyon-carklari-donuyor-donuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>H. Yamanoğlu &#124; Balık Kavağı Aşınca &#8211; Logoların Evrimi</title>
		<link>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/08/26/h-yamanoglu-balik-kavagi-asinca-logolarin-evrimi/</link>
		<comments>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/08/26/h-yamanoglu-balik-kavagi-asinca-logolarin-evrimi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 11:35:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Blog Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sektörden]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon ve Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[adobe]]></category>
		<category><![CDATA[apple]]></category>
		<category><![CDATA[canon]]></category>
		<category><![CDATA[firefox]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[IBM]]></category>
		<category><![CDATA[lg]]></category>
		<category><![CDATA[logo]]></category>
		<category><![CDATA[microsoft]]></category>
		<category><![CDATA[motorola]]></category>
		<category><![CDATA[mozilla]]></category>
		<category><![CDATA[Nokia]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://lab.turkcellpartner.com/blog/?p=2559</guid>
		<description><![CDATA[Büyük teknoloji şirketleri uzunca süredir faaliyetlerini devam ettiriyorlar. Peki bu şirketlerin logoları kaç yılında nerede doğdu ve yıllar içinde nasıl evrim geçirerek bugünkü haline geldi?
NOKIA

1865 yılında Knut Fredrik Idestam, Finlandiya&#8217;nın Tempere kentinde bir kağıt hamuru fabrikası kuruyor. Daha sonra, Nokia olarak adlandırdığı şirketini, Nokia kasabasındaki, Nokianvirta nehri yakınlarına taşıyor. Bu arada Nokia kelimesi Fince&#8217;de siyah [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Büyük teknoloji şirketleri uzunca süredir faaliyetlerini devam ettiriyorlar. Peki bu şirketlerin logoları kaç yılında nerede doğdu ve yıllar içinde nasıl evrim geçirerek bugünkü haline geldi?</p>
<p><strong>NOKIA</strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: center" align="center"><img class="aligncenter" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/08/282tech13.gif" alt="" width="500" height="370" /></p>
<p>1865 yılında Knut Fredrik Idestam, Finlandiya&#8217;nın Tempere kentinde bir kağıt hamuru fabrikası kuruyor. Daha sonra, Nokia olarak adlandırdığı şirketini, Nokia kasabasındaki, Nokianvirta nehri yakınlarına taşıyor. Bu arada Nokia kelimesi Fince&#8217;de siyah kürklü bir hayvan olan &#8220;Ağaç Sansarı&#8221; anlamına geliyor.</p>
<p>Nokia Corporation olarak bildiğimiz modern şirket ise 1967 yılında Finnish Rubber Works(Kauçuk fabrikası), Nokia Wood Mill (Ağaç fabrikası) ve Finnish Cablo Works(Kablo firması) firmalarının birleşmesi ile oluşmuş. Firma telekomünikasyon ve hücresel telefon üretimine odaklanana kadar, kağıt ürünleri, bisiklet ve araba lastikleri, ayakkabı, televizyon, elektrikli jeneratörler ve daha bir çok ürün üretmiş.</p>
<p><strong>ADOBE</strong></p>
<p align="center"><img class="aligncenter" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/08/282tech1.jpg" alt="" width="500" height="97" /></p>
<p align="left">1982 yılında, 40 lı yaşlardaki iki programcı olan John Warnock ve Charles Geschke çalıştıkları Xerox&#8217;dan ayrılarak kendi şirketlerini kurma kararı verdiler. Şirketi kurduktan sonra ilk odaklandıkları şey ise PostScript oldu. Warnock ve Geschke, Adobe&#8217; yi kurduktan sonra para kazanmak için her türlü kazanç kapısını zorladılar. Geschke&#8217;in 80 yaşındaki babası, onlara raf olarak kullanmaları için bir eşya verirken, Warnock&#8217;ın eşi de Adobe&#8217;un ilk logosunu tasarladı.</p>
<p><strong>APPLE</strong></p>
<p align="center"><img src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/08/282tech2.gif" alt="" width="488" height="216" /></p>
<p>Apple deyince akla ilk gelen isim pazarlama dehası olan Steve Jobs oluyor. Belki bir çoğunuz Steve Jobs&#8217;ın hikayesini okumuştur. Jobs, Standford Üniversitesindeki konuşmasında gençlere “Aç Kal Budala Kal” diye seslenmişti. O konuşmayı bir hatırlayalım:</p>
<p>Yakalandığı kanserden dolayı ölümle burun buruna gelince “Her gününü, hayatının son günüymüş gibi yaşarsan, günün birinde haklı çıkarsın” deyişini yaşamının da parolası yapmış. Steve Jobs “Aç kal, budala kal” diyor gençlere.</p>
<p>“Stay Hungry. Stay Foolish.” Başarı ve tükenişi uç noktalarda yaşamış biri olarak gerekirse dünyanın sana sunduklarından vazgeç, hatta okula bile gitmeyebilirsin ancak asla maceracı ruhundan taviz verme önerisinde bulunuyor.” Yüreğinin ve sezgilerinin sesini dinle; onlar seni yanıltmaz. Neyi sevdiğini bul.” Aşık olacağın, büyük bir tutkuyla inanacağın işin, sana zaten istediğin başarıları getirecek.</p>
<p>Evlenmemiş annesi 1955 yılında Steve’i doğurup evlatlık vermiş. Onu evlatlık alan anne üniversiteyi, baba ise liseyi dahi bitirmemiş. 17 yaşında üniversiteye başlıyor ancak ailesinin karşıladığı okul parasına değmeyeceğini düşünüp 6 ay sonra bırakıyor okumayı. Yani o da ailesi gibi üniversite mezunu değil. Hayatındaki birçok başarısını ise işte bu kararına bağlıyor. Kısa bir süre Atari’de çalıştıktan sonra 20 yaşındayken arkadaşı Steve Wozniak ile ailesinin garajında Apple‘ ı kuruyorlar. İlk sermayesi de eski VW minibüs ve hesap makinasını satarak kazandığı paradan oluşuyor.</p>
<p>Apple I, Apple II, Apple III denemelerinden sonra 30 yaşına bastığında Macintosh da çıkıyor görücüye. Apple’ın başkanlık koltuğu için “Ömrünün sonuna kadar sadece şekerli su mu satmak istiyorsun yoksa dünyayı mı değiştirmek istiyorsun ?” diyerek Pepsi Cola’dan (CEO) ayarttığı John Scully ile daha sonradan anlaşamıyor, herkesin önünde kavga ediyor ve kendi kurduğu şirketinden kovuluyor. Yıl 1985.</p>
<p>Steve Jobs ise “İyi ki kovmuşlar” diyor. NeXT Computers ve daha sonra da Pixar Animation Studios‘u kuruyor. Daha sonra Apple’da işlerin kötü gitmesi üzerine 1996′da danışmanlık yapmaya başlıyor. 1997′de ise ne yapıp edip Apple’ın NeXT’i satın almasını sağlıyor ve yeniden başkan oluyor kurduğu şirketine. Yıllık 1 dolarlık maaşıyla Guiness Dünya Rekorları’nda en düşük maaşlı CEO ünvanına sahip. [Alıntı: Fikir Atolyesi, Orjinal Hikaye Apple II History]</p>
<p>Apple&#8217;ın kurulduğu yıl Steve Jobs, ağırdan giden satışlarının nedenini, kullandıkları ve oldukça karmaşık olan Isaac Newton&#8217;ın elma ağaçları altında oturduğu bir kareden oluşan logolarına bağlıyor (bu logoyu Ronald Wayne yaratmış). Rob Janoff&#8217;ı yeni bir logo tasarlaması için görevlendiriyor ve ortaya uzun yıllar kullanılacak olan gökkuşağı desenli modern Apple logosu çıkıyor. Steve Jobs&#8217;ın geri dönmesinin ardından firma kullanmış olduğu gökkuşağı desenli logosunu (Mike Scott&#8217;a göre bu güne kadar tasarlanmış en pahalı logo buydu) 1999 yılında tekrar modernize ediyor ve günümüzdeki halini alıyor.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: center"><strong>CANON<br />
</strong><img class="aligncenter" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/08/282tech3.gif" alt="" width="473" height="209" /></p>
<p>1930 yılında Goro Yoshida ve eniştesi Saburo Uchida, Japonya&#8217;da Precision Optical Instruments Laboratory&#8217;i kuruyorlar. 4 yıl sonra ise Kwanon adını verdikleri ilk kameralarını tasarlıyorlar. Logoyu ise Budist Bodhisattva&#8217;dan esinlenerek tasarlıyorlar. Bu soğuk logoya rağmen şirket, hem okunurken daha kulağa hoş gelen kısa bir kelime olduğu için hemde yine okunuşta Kwanon&#8217;a çok benzediği için ayrıca Japonca&#8217;da &#8220;hassasiyet&#8221; anlamına geldiği için Canon ismini tescil ettiriyorlar. Bu slogan ilerleyen yıllarda Canon&#8217;un karakteristiğini belirleyecekti..Yıllar içinde Canon logosu ufak değişimlere uğrayarak günümüzdeki haline geldi.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: center"><strong>GOOGLE<br />
</strong><img class="aligncenter" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/08/282tech5.gif" alt="" width="399" height="312" /></p>
<p> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: left">
1996 yılında Stanford Üniversitesi doktora öğrencileri olan Larry Page ve Sergey Brin ileride Google olarak anılacak bir arama motoru geliştirdiler.Bu arama motoru BackRub olarak biliniyordu. Anlamı ise; websitelerin back-link lerini çeşitli algoritmalar ile araştırmasından geliyor. Daha sonra Googol kelimesi üzerinde oynayarak bugünkü Google&#8217;ı yaratıyorlar. Googol sözcüğü Milton Sorotta adlı matematikçi tarafından bulnan, bir ve onun ardından gelen 100 sıfırın oluşturduğu sayıyı belirten bir matematiksel terimden geliyor. Google&#8217;ın bu felsefeyi kullanmak istemelerinin nedeni, tüm dünyadaki bilgileri bir araya toplama misyonlarından kaynaklanıyor.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/08/282tech6.gif" alt="" width="500" height="229" /></p>
<p>İki yıl sonra Larry ve Sergey geliştirdikleri teknolojiyi Internet Portallarına pazarlamak için bir kaç ziyaret yapıyorlar ancak kimse buldukları bu teknolojiyle ilgilenmiyor. Açtıkları her kapı kapanınca, Google serüveni arkadaşlarının garajında 1998 yılında başlıyor. İlk Google logosu Sergey Brint tarafından yaratılıyor. Daha sonra GIMP grafik programı ile Yahoo&#8217;nun ünlem işaretini (Yahoo!) taklit eden bir logo tasarlıyor. En sonunda Stanford Üniversitesi Sanat Dalı Profesörü Ruth Kedar , Google&#8217;ın bugün kullandığı logoyu tasarlıyor.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/08/282tech7.gif" alt="" width="323" height="99" /></p>
<p>İlk Google Doodle&#8217;ı Burning Man Festivali için yaratılmış (1999) Google bilindiği gibi, özel günlerde, ünlü kişilerin ve firmaların kuruluş yıldönümlerinde, ülkeler için anlam ifade eden günlerde, o günün anlam ve önemini belirten özelleştirilmiş bir logo kullanıyor ve bunun adı da Doodle. İlk Doodle 1999 yılında Burning Man Festivali için hazırlanmış. Google Doodle&#8217;larını Dennis Hwang çiziyor. (<a href="http://www.google.com/logos/" target="_blank">http://www.google.com/logos/</a>)</p>
<p><strong>IBM</strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/08/282tech8.gif" alt="" width="500" height="248" /></p>
<p style="TEXT-ALIGN: left">
1911 yılında Intenational Time Recording Company(ITR, 1888) ve Computing Scale Company (CSC, 1891) bileşiyor. (IBM ismi henüz ortalıkta yok). 1924 yılında, şirket International Business Machines Corporation adını benimsiyor, yeni ve modern bir logo hazırlıyor. Bundan böyle şirket, Personel programları, tartı aletleri, et kesme makineleri ve delikli kart üretmeye başlıyor. 1940 yılında IBM, delikli kart üretiminde, bilgisayarlarla yönetilen yeni bir sisteme geçiş yapıyor. Bu dönemde şirketin CEO&#8217;su ise Thomas J. Watson. 1947 yılında ise IBM, kullandığı logoda ilk defa radikal bir değişikliğe giderek sadece harflerden oluşan bir logo tercih ediyor.</p>
<p>1956 yılında IBM şirketinin başkanı Watson koltuğundan iniyor ve yerine oğlu Paul Rand geliyor. Gelmesiyle birlikte IBM logosu biraz daha 3 boyutlu ve sert bir hal alarak tekrar yenileniyor. IBM logosu en büyük değişimi ise (Gerçi logoların hangi biri büyük değişim yaşamamış ki?) 1972 yılında yine Raul Rand döneminde yaşıyor. Yatay çizgilerden oluşan ve Rand&#8217;ın değimiyle &#8220;hız ve dinamizmi&#8221; simgeleyen günümüzdeki halini alıyor.</p>
<p><strong>LG</strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/08/282tech9.gif" alt="" width="462" height="126" /></p>
<p style="TEXT-ALIGN: left">
LG, kurumsal hayatına 2 farklı şirket olarak başladı. Bunlar kozmetik ürünleri yapan Lucky (ya da Lak Hui) Chemical Industrial(1947) ve radyo ürünleri üreten Goldstar dı. Lucky Chemical, Kore&#8217;de yarattığı Lucky Cream ile ün kazandı. Hollywood&#8217;un henüz meşhur olmamış starı Deanna Durbin tarafından da büyük ilgi gördü ve çok iyi satış rakamları yakaladı.</p>
<p>Goldstar ise sadece radyo ile alakalı elektronik ürünlerin üretimini yapıyordu. 1995 yılında Lucky ve Goldstar isimlerini LG Electronics olarak değiştiriyorlar. Ve LG bir cheabol (Güney korede holding) haline geliyor. En son logo da ise bundan böyle LG&#8217;nin sloganı &#8220;Life is Good&#8221; (Hayat güzeldir) olarak kalıyor.</p>
<p>Çok ilginç bir ayrıntı da; LG&#8217;nin, firma adlarının Lucky ve Goldstar kelimelerin başharflerinden geldiğini reddetmesi. Yani sadece LG.</p>
<p><strong>MICROSOFT</strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/08/282tech10.gif" alt="" width="349" height="199" /></p>
<p>Firma 1975 yılında Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin Washington eyaletindeki Seattle kentinde iki üniversite öğrencisi tarafından kurulmuştur. Bu iki girişimcinin vizyonu &#8220;her ev ve her masada bir bilgisayar&#8221;dı.</p>
<p>Popular Electronics dergisinin 1 Ocak 1975 tarihli sayısında Altair 8800 bilgisayar sisteminin tanıtımını okuduktan birkaç gün sonra Bill Gates bilgisayarın tasarımcısı MITS (Micro Instrumentation and Telemetry Systems) ile temasa geçti. Ekibi ile birlikte Altair 8800 üzerinde çalışan BASIC programlama dili geliştirdiklerini belirtti. Paul Allen MITS&#8217;e programın tanıtımını yapmaya gitti. Paul Allen Altair 8800&#8242;i daha önce kullanmamış olmasına karşın tanıtımı başarılı oldu. Tanıtımın sonunda MITS, Bill Gates ve Paul Allen&#8217;dan, Altair bilgisayarları için BASIC programlama dilinin telif hakkını satın aldı. Karlı bir iş fırsatı yakaladıkları düşüncesiyle Bill Gates Harvard Üniversitesi&#8217;ndeki hukuk eğitimini yarıda bırakıp New Mexico eyaletinin Albuquerque şehrinde Microsoft firmasını kurdu.</p>
<p>Firma ilk uluslararası bürosunu 1 Kasım 1978&#8242;de Japonya&#8217;da açtı. 1 Ocak 1979&#8242;da şirket merkezini Washington eyaletinin Bellevue şehrine taşıdı.</p>
<p>Aradan geçen yıllar ile Microsoft bir dünya devi olmuş, sahibi Bill Gates&#8217;i dünyanın en zengin kişisi haline getirmiştir. Ancak bu zenginliği herkesin düşündüğü şekilde sadece geliştirdiği işletim sistemini satarak değil ayrıca sektörde ki büyük açıkları kapatabilecek nitelikte yazılan programların daha kendisi için risk teşkil edecek aşamaya gelemeden satın almasıyla başarabilmiştir.[Kaynak: Wikipedia]</p>
<p>Logo&#8217;nun tarihçesi<br />
1982 yılında, Microsoft&#8217;un o dönemdeki logosu &#8220;O&#8221; harfinin, Microsoft&#8221; kelimesinden ayrıştırılmasıyla ortaya çıktı ve Microsoft personelleri tarafından &#8220;Blibbet&#8221; olarak adlandırıldı.1987 yılında Microsoft logosu tekrar değişeceği zaman Microsoft personellerinden Larry Osterman, &#8220;Blibbet&#8217;i kurtarın&#8221; adında bir kampanya başlatarak eski logonun değişmemesini sağlamak istedi ancak başarılı olamadı. Söylentiye göre, Microsoft&#8217;un kafeteryasında Blibbet Burger adında, domuz pastırmalı bir cheeseburger üretildi bu yıllarda.</p>
<p>1987 yılında, Scott Baker &#8220;O&#8221; harfinin üzerine kesikler atarak mevcut logoyu oluşturdu. Bu logoyu yaparkende Pac-Man oyunundan esinlendi. Bu yüzden şirket içerisinde Microsoft&#8217;un bu yıllardaki logosu Pac-Man Logo olarakta biliniyor.</p>
<p>1994 yılında Microsoft, 100$ milyon dolarlık bir reklam kampanyası ile birlikte yeni sloganını duyurdu: &#8220;Where do you want to go today&#8221; (Bugün nereye gitmek istersin) Tabi bu sloganla daha sonraları oldukça dalga geçildi. 1996 yılında, bu sloganla &#8220;what kind of error messages would you like today?&#8221; (Bugün ne tarz bir hata mesajı istersin) şeklinde dalga geçildi ve Microsoft bu sloganı kaldırdı. Daha sonra Microsoft kendine yeni sloglanlar buldu, &#8220;Make it Easier&#8221;, &#8220;Start Something&#8221;, &#8220;People Ready&#8221; ve &#8220;Open up Your Digital Life&#8221; oldu. Yerleşik slogan ise &#8220;Your potential. Our passion&#8221; oldu. Logo tarihçesi için kaynak. (<a href="http://www.codinghorror.com/blog/2005/08/microsoft-1978.html" target="_blank">http://www.codinghorror.com/blog/2005/08/microsoft-1978.html</a>)</p>
<p><strong>MOTOROLA</strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/08/282tech11.gif" alt="" width="500" height="81" /></p>
<p style="TEXT-ALIGN: left">Motorola, 1928 yılında Paul Galvin tarafından, Galvin Manufacturing Corporation adıyla kuruldu. 1930’lu yıllarda Galvin, araba radyoları üretmeye başladı ve bu radyolara &#8220;Motorola&#8221; adını verdi. Motorola ismini de Motor kelimesinin sonuna o zamanların popüler bir eki olan &#8220;ola&#8221; yı getirerek yarattı. Şirket 1947 yılında ismini Motorola Inc. olarak değiştirdi. Motorola 1980’lerde, ticari olarak hücresel telefonlar üretmeye başladı.</p>
<p>&#8220;M&#8221; şeklindeki logo, rütbe anlamına gelen &#8220;insignia&#8221; kelimesinden geliyor ve bu logo 1955 yılında tasarlandı. (Şirket içinde emsignia diye tabir ediliyor) Şirket başkanının söylediğine göre, iki tane dikey üçgenden oluşan bu logo, şirketin liberal bakış açısını sembolize ediyor.</p>
<p><strong>Mozilla Firefox</strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/08/282tech12.gif" alt="" width="500" height="161" /></p>
<p>2002 yılında, Dave Hyatt ve Blake Ross, Mozilla Firefox adlı açık kaynak kodlu bir web tarayıcısı yarattılar. İlk çıktığında Phoenix olarak adlandırıldı, ancak piyasada bu isimde bir ürün hali hazırda bulunduğu için tescil ettiremediler ve Firebird adıyla devam etmek istediler. Ancak aynı problemi bu isimle de yaşadılar. Ürünün ismi 3. kez değişti ve Mozilla Firefox adını aldı. 2003 yılında, Profesyonel arayüz tasarımcısı Steven Garrity Firefox için yeni bir arayüz tasarladı ve ilk logodaki yanan kuş resmi bugünkü halini aldı.</p>
<p>Şöyle bir baktığımızda firmalar nerelerden nerelere gelmiş ve zaman içerisinde artan müşteri beklentilerine göre logolarını da revize etmişler. Steve Jobs&#8217;ın, gelirlerinin azlığını kullandıkları karmaşık logoya bağladığını düşünürsek, bu evrim hiç de gereksiz değilmiş&#8230;</p>
<p><strong>Hakan YAMANOĞLU</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/08/26/h-yamanoglu-balik-kavagi-asinca-logolarin-evrimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>M. Arslan &#124; Google’ın Seri İnovasyonları</title>
		<link>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/08/12/m-arslan-google%e2%80%99in-seri-inovasyonlari/</link>
		<comments>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/08/12/m-arslan-google%e2%80%99in-seri-inovasyonlari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 04:59:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Blog Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnovasyon ve Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[MeryemArslan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://lab.turkcellpartner.com/blog/?p=2471</guid>
		<description><![CDATA[“Onlarla konuşuyorsunuz ve ne sorduğunuzu anlıyorlar”
Craig Silverstein (Google’ın bir numaralı personeli)
Craig güzel bir özetleme yapmış, evet arama motorları hayatımızın vazgeçilmez araçları haline geldi ve gün geçtikçe de yaygınlaşıyorlar. Kendilerini geliştiriyorlar.
Bundan sonra aramanın geleceği anlamakla ilgili olacak. Neyi aradığınızı anlayabilen, İnsan benzeri arama motorları üretilme yolunda. Seri İnovasyonlar vazgeçilmez durumda.
Peki yanı başımızda, elimizin altında olan Arama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2472" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/08/google-lego-logo.jpg" alt="" width="300" height="213" />“Onlarla konuşuyorsunuz ve ne sorduğunuzu anlıyorlar”<br />
Craig Silverstein (Google’ın bir numaralı personeli)</p>
<p>Craig güzel bir özetleme yapmış, evet arama motorları hayatımızın vazgeçilmez araçları haline geldi ve gün geçtikçe de yaygınlaşıyorlar. Kendilerini geliştiriyorlar.</p>
<p>Bundan sonra aramanın geleceği anlamakla ilgili olacak. Neyi aradığınızı anlayabilen, İnsan benzeri arama motorları üretilme yolunda. Seri İnovasyonlar vazgeçilmez durumda.</p>
<p>Peki yanı başımızda, elimizin altında olan <strong>Arama Motorları nasıl çalışır</strong> merak ettiniz mi? </p>
<ul>
<li><strong>Sorgulama:</strong>  Arama Motorları önce girilen kelimeyi sorgular</li>
<li><strong>Indexleme: </strong>Kelimeyi Web sayfasından oluşturduğu veri tabanına bağlar<strong> </strong></li>
<li><strong>URL’leri Listeler: </strong>Sorgumuza en uygun olduğuna inandığı URL’leri listeler, içerikleri özetler.<strong></strong></li>
</ul>
<p><strong>Sayısal Verilere Bakalım;</strong><strong> <br />
</strong>2004  yılında Pew İnternet &amp; Amerikan Life Project, Amerikalıların internet raporunu yayınladı. Rapora göre; </p>
<ul>
<li>İnternet kullanan Amerikalıların %85 i bir Arama Motoru kullanıyor. Yani sadece ABD de 107 milyon insan.</li>
<li>Arama Motorlarını aktif olarak kullanan kişilerin üçte ikisi bir ya da birden fazla Arama Motorunda haftada iki defadan fazla , ayda ise 30 dan fazla bir ortalama ile arama yapıyor.</li>
</ul>
<p>Pew’e göre Birleşik Devletlerde herhangi bir günde 38 milyon insan bir Arama Motorunu kullanıyor. Yaklaşık 4 milyar sorgulama yapılıyor. Bu sayı sadece en popüler olan Arama Motorlarının sayısı.  Amazon.com, e-bay gibi binlerce küçük ve orta ölçekli Arama Motorları bu sayıya dahil değil.</p>
<p>Arama Motorlarının kullanımı yılda %20 oranında artış gösteriyor.  Bu veriye göre arama sayısı da ayda % 25 oranında artmış durumda.</p>
<p>2001 yılı itibariyle Andrei Broder’ın yaptığı araştırmaya göre sorgulama verileri günlük bazda tasnif edilmiş. Buna göre,</p>
<ul>
<li>Arama yapanların neredeyse %15 i konuyla ilgili linklerin iyi bir toplamını, iyi bir belgeye tercih ediyor.</li>
<li>Günlük verinin %12 sini cinsellikle ilgili sorgular oluşturuyor.</li>
<li>Arama yapanların %25 i aklında olan web sitesi adresini aramaya çalışıyor.</li>
<li>Yaklaşık olarak arama yapanların %36 sı işlevsel bilgi için arama yapıyor.</li>
</ul>
<p>Arama Motorlarına ilişkin Pazar payı dalgalanma halinde. Yahoo ve Microsoft arama sonuçlarını geliştirmek için büyük çaba harcıyor ancak yine de hala Google lider.</p>
<p>Arama Motorlarının tarihçesini, inovasyonunu merak edip araştırdım.  İlk Arama Motorları nasıldı nasıl gelişti?</p>
<p>İlk internet Arama Motoru Mc Gill Üniversitesinden Alan Emtage isimli bir öğrenci tarafından 1990 da yapılan <strong>Archie</strong> dir.</p>
<p>Mimarisi bir çok modern web Arama Motorunun mimarisine benziyordu. Bu Arama Motoru çoğunlukla teknolojist ve akademisyenlerce kullanıldı.</p>
<p>1993 te Nevada Üniv. Öğrencisi tarafından <strong>Veronica </strong>yaratıldı. Aramada ilerleme sağlandı.</p>
<p>1993-1996 yılları arasında <strong>Wanderer </strong>oluşturuldu. Sonradan çok daha güçlü Arama Motorları tarafından geride bırakıldı.</p>
<p>Sonra <strong>Alta Vista</strong> devreye girdi.  Alta Vista’da 1 yıl içinde 4 milyardan fazla sorgulama yapıldı.</p>
<p><strong>“Tüm sürtünme Kuvvetlerinin içinde insan hareketini en çok engelleyen cehalettir.”<br />
</strong>Nikola Tesla</p>
<p>Arama Motorları cehaletin yıkılmasına, istenildiği an istenildiği zaman kolaylıkla arama yapılmasına katkıda bulunuyorlar. İnovasyona da kaynak oluyorlar aynı zamanda. </p>
<p>Gelelim meşhur Google’a biraz daha zoom yapmaya.</p>
<p>Google fikri Stanford Üniv. Bilgisayar Bilimleri Yüksek Lisans öğrencileri Larry Page ve Sergey Brin’e ait.</p>
<p>7 Eylül 1998 Google Inc. Olarak resmen kuruldu. 5 yılda 3 milyar dolarlık gelire ulaştı.</p>
<p>Google 2003-2004 yıllarında Blogger, Picasa (fotoğraf paylaşım hizmeti), Keyhole (uydu görüntüleme şirketi) ile birleşti. Ve seri inovasyonlarına devam etti.</p>
<p>Google Print’in hayata geçmesiyle yükseliş trendini sürdürdü. Resim arama aracı, halka açık telefon defterini ekledi. 11  Eylül’de de Google News, Gmail’i ekledi.</p>
<p>2002 de Google bugünkü halini aldı ancak inovasyonlarla eklemelerine devam ediyor.</p>
<p>2004 te halka arz edilen Google, piyasa odaklı yenilenme becerisini en akıllı ve en iyi çalışanları bünyesinde toplayarak gerçekleştiriyor.</p>
<p>Google,  dünya bilgisini organize etmek ve ulaşılabilir hale getirmek hedefini gerçekleştirmek için İnovasyonu Kurum Kültürü haline getirebilmiş parlak şirketlerden biri olarak yoluna devam ediyor.</p>
<p><strong>Meryem ARSLAN</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/08/12/m-arslan-google%e2%80%99in-seri-inovasyonlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>M. Arslan &#124; İnovasyon Laboratuarları</title>
		<link>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/08/09/m-arslan-inovasyon-laboratuarlari/</link>
		<comments>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/08/09/m-arslan-inovasyon-laboratuarlari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2010 10:48:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Blog Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnovasyon ve Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[laboratuar]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[MeryemArslan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://lab.turkcellpartner.com/blog/?p=2435</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle şunu belirtmekte fayda vardır ki; Ticari çarkta sınırsız dönmeye çalışan şirketler, öncelikle bunu başarabilmek adına inovasyonu yaptığı işe uygulayan çalışanlara fırsat vermeli. Onlara özel ve değerli olduklarını hissettirebilmeliler.
Bu, şirketlerin sadece insan kaynaklarında çalışan personelinin değil tüm departmanlarının önceliği olmalı, yöneticilerin hassas oldukları noktalar arasında top 1 de olmalı. Yönetsel ve organizasyonel açıdan uygun koşullar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2442" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/08/Personal-Innovation-7461841.jpg" alt="" width="200" height="217" />Öncelikle şunu belirtmekte fayda vardır ki; Ticari çarkta sınırsız dönmeye çalışan şirketler, öncelikle bunu başarabilmek adına inovasyonu yaptığı işe uygulayan çalışanlara fırsat vermeli. Onlara özel ve değerli olduklarını hissettirebilmeliler.</p>
<p>Bu, şirketlerin sadece insan kaynaklarında çalışan personelinin değil tüm departmanlarının önceliği olmalı, yöneticilerin hassas oldukları noktalar arasında top 1 de olmalı. Yönetsel ve organizasyonel açıdan uygun koşullar hazırlanmalı.</p>
<p>Açık düşünceyi teşvik etmek üzere, inovatif bakış açısına sahip olan çalışanları hastalıklı çalışan psikolojilerinin ortamından uzak tutacak yöntemler belirlenmeli. Kısacası inovasyonu başarabilmiş çalışanları teşvik edici, ödüllendiren bir yapı benimsemeli. Emir kipleri kullanıyorum çünkü gerçekten de yapılması gerekenler bunlar.</p>
<p>Aksi taktirde bir kaos ortamına itilen inovatif çalışan kendini suçlu ve mutsuz hisseder, motivasyonu kaybolur, İnovasyonla ne kadar iç içe yaşasa da zarar verici etkisini yaşadığı için inovasyonu elinin tersiyle itmeye başlar.</p>
<p>Normal insanlar kulübüne katılır. Neden mi ? Çünkü “normal düşünen insan” mutlu insandır, kabul görmektedir.</p>
<p><strong>İnovasyon Laboratuarları Şirketler için oluşturulabilir olmalı<br />
</strong>İnovasyon laboratuarları yeniliklerin büyüyüp gelişmesi için önemli mekanlardır. Laboratuarları oluştururken aşağıdaki kriterleri yinelemek istiyorum.</p>
<p>Çalışanlar kendilerini bu ortamlarda rahat, iyi hissetmeli. Bunun için gerekli ortamı sağlayın.<br />
Laboratuarlar fikirlerini özgürce paylaşabilecekleri ortamlar olmalı. Olumsuz tepkilerle karşılaşmamalıdırlar.</p>
<p>Laboratuarlarda çalışmalarını sunabilecekleri imkanlara yer verilmeli.</p>
<p>Laboratuarlarda boş yerlerin varlığı önemlidir. Özgürlük hissi için bu gerekli bir şarttır.</p>
<p>Mekanlar sadece yeniliğe özgülenmeli, Toplantı odası olarak görülmemelidir.</p>
<p>Laboratuarların duvarlarının boş olmasına özen gösterilmeli. Çünkü fikirlerin yazılması ile doldurulacaktırlar.</p>
<p>Yaratıcı çalışmalar için gerekli olan her şeyle dolu olmalılar. Prototip gereçleri, renkli post itler, makaslar, araştırma setleri v.b.</p>
<p><strong>Meryem ARSLAN</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/08/09/m-arslan-inovasyon-laboratuarlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>M. Arslan &#124; Diyarbakır = 3G = İnovasyon = Fırsat Eşitliği</title>
		<link>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/07/30/m-arslan-diyarbakir-3g-inovasyon-firsat-esitligi/</link>
		<comments>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/07/30/m-arslan-diyarbakir-3g-inovasyon-firsat-esitligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 07:30:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Blog Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnovasyon ve Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[çağrı merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[MeryemArslan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://lab.turkcellpartner.com/blog/?p=2377</guid>
		<description><![CDATA[
Diyarbakır denince akla ilk gelen şeyler; “Karpuz”, Örgü Peyniri, Dünyanın Çin seddinden sonraki en uzun &#8220;Surları&#8221;, &#8220;Malabadi Köprüsü&#8221; ve “Doğu’nun Paris’i”,  idi. Şimdilerde ise, Turkcell’in, 650 kişinin istihdam edildiği Çağrı Merkezi de bunların arasına giriyor.
İleriki günlerde başta teknoloji kullanımı konusunda da Diyarbakır’ın diğer illerimizi geride bırakmaya devam edeceğini öngörüyorum. Turkcell çağrılarının %21’ini karşılıyor Diyarbakır Çağrı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2378" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/usb-karpuz.jpg" alt="" width="164" height="230" /></p>
<p>Diyarbakır denince akla ilk gelen şeyler; “Karpuz”, Örgü Peyniri, Dünyanın Çin seddinden sonraki en uzun &#8220;Surları&#8221;, &#8220;Malabadi Köprüsü&#8221; ve “Doğu’nun Paris’i”,  idi. Şimdilerde ise, Turkcell’in, 650 kişinin istihdam edildiği Çağrı Merkezi de bunların arasına giriyor.</p>
<p>İleriki günlerde başta teknoloji kullanımı konusunda da Diyarbakır’ın diğer illerimizi geride bırakmaya devam edeceğini öngörüyorum. Turkcell çağrılarının %21’ini karşılıyor Diyarbakır Çağrı Merkezi. Erzurum’da başlayan ve Dünya Bankası tarafından diğer ülkelere örnek gösterilen bu müthiş yatırım serüveni Diyarbakır ile devam ediyor ve devam edecek.</p>
<p>Şimdi Diyarbakır, 3G ye geçen 101. ülke olmamızın acısını çıkartırcasına  TV reklamlarında görüldüğü gibi 3G de Avrupa’nın Paris’i dahil birçok önemli şehri geride bırakıyor.</p>
<p>Sana fırsat veriyorum, haydi kendini göster! Motivasyonu ile yola koyulan  genç beyinler imkansızı başaran hayata hikayelerine yenilerini katacak bir maceraya başlıyor. Şehri gururlandıran 3G hızı, işsiz gençlere verilen iş fırsatı ile daha da somutlaşmış oluyor. Kent imajını 3G ve devleşen Çağrı Merkezi ile tazeliyor. Eğitim, ekonomi, kültürel faaliyetler ve daha  birçok alanda hep önde olan diğer il kardeşlerine “cep telefonunuzla veya hattınızla ile ilgili sorunlarda 650 kişilik ekiple destek veriyoruz. Tüm Türkiye’ye dokunuyoruz ” diyor.</p>
<p>Diyarbakır insanının misafirperverliğini hisseden Turkcell’lilerin Diyarbakır’ın İnovasyon gücüne de  şahit olacağını düşünüyorum. Fırsat verilirse neler yapılmaz ki…</p>
<p>Neden mi ? İnovasyonu tetikleyen unsurlar arasında Yaratıcılık, motivasyon, merak, zorluklarla karşılaşma sıklığı, genetik yapı, beynin korteks yapısı  ve daha bilinmeyen birçok etki var. Motivasyon, zorluklarla baş edebilme, merak  anlamında yeterlilik veren bu insanlar 3G yi en çok kullananlar arasında yer alıyor ve teknolojiyi kurcalama konusunda “şu da olsa ne güzel olur, bunu da yapsalar süper olur” kıvılcımı ile inovasyon güçlerini artıracaklar.</p>
<p>Geriye kalan anahtar şey Süreyya Ciliv’in çok önemli bulduğum cümlesinde gizli “BURADAKİ İNSANLARA FIRSAT EŞİTLİĞİ YARATMAYA ÖNEM VERİYORUZ”</p>
<p><strong>Meryem ARSLAN</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/07/30/m-arslan-diyarbakir-3g-inovasyon-firsat-esitligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>M. Arslan &#124; Yaratıcı Dahiler</title>
		<link>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/07/20/m-arslan-yaratici-dahiler/</link>
		<comments>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/07/20/m-arslan-yaratici-dahiler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jul 2010 11:02:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Blog Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnovasyon ve Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[dahi]]></category>
		<category><![CDATA[deha]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[MeryemArslan]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://lab.turkcellpartner.com/blog/?p=2301</guid>
		<description><![CDATA[Iowa Üniversitesi Psikiyatri bölümünde araştırmalarını sürdüren Ulusal Bilim Madalyası sahibi Dr. Nancy Andreasen geçmişteki kayıp dehalara (umarım içinizde kayıp deha yoktur) atfettiği The Creative Brain isimli kitabında yaratıcılığı, yeni ilişkiler, bakış açıları, betimleme yolları sezmeyi içeren ve bu yeni ilişkilerin doğada keşfedilip yeni doğa yasalarıyla ya da roman şiir gibi bir ürünle  ifade edilebilmesi olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/mm.jpg" alt="" width="200" height="235" />Iowa Üniversitesi Psikiyatri bölümünde araştırmalarını sürdüren Ulusal Bilim Madalyası sahibi Dr. Nancy Andreasen geçmişteki kayıp dehalara (umarım içinizde kayıp deha yoktur) atfettiği The Creative Brain isimli kitabında yaratıcılığı, yeni ilişkiler, bakış açıları, betimleme yolları sezmeyi içeren ve bu yeni ilişkilerin doğada keşfedilip yeni doğa yasalarıyla ya da roman şiir gibi bir ürünle  ifade edilebilmesi olarak tanımlıyor.</p>
<p>Bu yetenek, şayet yaratıcılık sıra dışı ise, insana verilen güzel bir hediye. Mucizeye yakın biyolojik bir armağan.</p>
<p>Sıra dışı yaratıcı insanların özelliklerine değinmek istiyorum. Bu insanlar deneyime ve maceraya açıklar, asiler, bireyseller, duyarlılar, ısrarcılar ve merak ederler. Önyargılardan sıyrılmış özgün bir bakış açıları vardır. Yani at gözlüğü onlarda kötü durur. Cevaplanmamış sorularla ilgilenmek keşfetmek onlara zevk verir. Bu zevki alırken, kurallarla karşılaşınca da yabancılaşır ve yalnızlığa itilirler.</p>
<p>Bunca pozitif özellikle donatılmış olan sıra dışı yaratıcı insanın negatiflerini merak ediyor musunuz ?</p>
<p>Yaratıcı beyinlerde normal beyinlere nazaran daha çok akıl hastalığına rastlanır. Bir çelişkisi vardır, yaratıcı beyin kurallara, geleneğe karşı kayıtsızdır ancak başkalarının ve kendisinin yaşam tecrübesine karşı duyarlıdır. Bu çelişki kişiyi kaosa itebilecek güçtedir. Dünyaya çocuksu bir şekilde yaklaşabilme yeteneği ile bu olumsuz durumun üstesinden gelir yaratıcı beyin.</p>
<p>Fazlasıyla meraklı olan yaratıcı beyin sürekli meşguldür, gizli ve yasak tanımadığı için ilgilendiği konunun sonuna gidecek kadar da ısrarcıdır.</p>
<p>Tüm bu yazdıklarım birçok psikolojik test, deneysel çalışmalar ve vaka incelemesi sonucunda tespit edilen özellikler. Belirgin özellikler sıralanmış olsa da yaratıcı beynin nasıl çalıştığı ve yaratım sürecini nasıl gerçekleştirdiği hala bir sır. Bilim adamları FMR (fonksiyonel MR) cihazları ile bu sırrı keşfetmeye çalışsalar da henüz bir sonuca varmış değiller.</p>
<p>Yaratıcılık çok değerli bir yetenek. Kim bilir kaç deha toplumumuzda verimsiz konumlara hapsedilmiş, atıl olan yeteneğini kullanamadı veya kullanamıyor.</p>
<p>Yaratıcı Beyinlerin değerini anlamak onları destekleyebilecek gelişmişlik seviyesine erişmek için toplumun ram seviyesini yükseltmek mi gerekir ne dersiniz ?<br />
Tanrı yeterince yaratıcı. Etrafımızda bulunan her objeyi  rutinin dışına çıkıp gözlemlememiz yeterli. Bir çiçeğe zoom yapmanız yeterli. Bir çiçek bir meyve çekirdeği ne kadar mucizevi varlıklarla donatılmış olduğumuzun kanıtı değil midir ?</p>
<p>Yaratıcı insanların zor bulunduğunu ifade eder çoğu bilinçli insan. Evet zor bulunur ancak, bulunduğu zaman da pek değer verilmez. Herkes gibi davranması istenir, mor inek dışlanır, her türlü kötü muameleye maruz kalır. Genelleme yapmak istiyorum, çünkü yaşadıklarım ve gözlemlerim böyle. MAALESEF.</p>
<p>YARATICILIK herkesin baktığı bir şeyi farklı görmek, farklı düşünmek, herkesten ayrı bir gökkuşağına dönüşmek şeklinde de tanımlanabiliyor. Hep sarı, hep yeşil olmamak, her 7 hatta daha fazla renkte olmak yaratıcılığın kaynağıdır. Yaratıcılık keşiftir, özgürlüktür. Düşünebilmenin, beynin farklı kıvrımlarının işlemesinin verdiği hazdır. Bu hazzı inovasyona bulaştıranların sayısının artması dileğiyle…</p>
<p><strong>Meryem ARSLAN</p>
<p>Görsel kaynak:<br />
</strong><a href="http://starcasm.net/" target="_blank">http://starcasm.net/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/07/20/m-arslan-yaratici-dahiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>M. Arslan &#124; Küresel Sıradanlık</title>
		<link>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/07/12/m-arslan-kuresel-siradanlik/</link>
		<comments>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/07/12/m-arslan-kuresel-siradanlik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 06:45:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Blog Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnovasyon ve Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[MeryemArslan]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yenilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://lab.turkcellpartner.com/blog/?p=2268</guid>
		<description><![CDATA[Blackberry, iPhone, iPad  ve taklitlerini görmekten sıkıldınız mı? Açıkçası ben sıkıldığım için artık yeni ve sıra dışı farklı ürünler yaratılması beklentisi içine girdim. Sadece cep telefonlarına özgülenmiş bir beklenti değil bu. Her alanda devrim yaratacak bir şeyler olmasını umuyorum. Dünya insanı bu anlamda sınıfta mı kalıyor ne dersiniz? Çoğu insan tarihteki benzerleri gibi artık her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2269" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/teknoloji.jpg" alt="" width="150" height="238" />Blackberry, iPhone, iPad  ve taklitlerini görmekten sıkıldınız mı? Açıkçası ben sıkıldığım için artık yeni ve sıra dışı farklı ürünler yaratılması beklentisi içine girdim. Sadece cep telefonlarına özgülenmiş bir beklenti değil bu. Her alanda devrim yaratacak bir şeyler olmasını umuyorum. Dünya insanı bu anlamda sınıfta mı kalıyor ne dersiniz? Çoğu insan tarihteki benzerleri gibi artık her şey icat edildi yanılgısına düşüyor. Yaratıcı beyinleri küçümsemek demek değil mi bu?</p>
<p>Küresel ısınma teknoloji alanında ısınmayı da beraberinde getirdi ve artık herkes bir ülkenin vatandaşı değil de dünya vatandaşı oluverdi.  Özellikle internetin icadı ile birlikte artık herkes yeryüzünde olup biten her şeyden haberdar, gözü kulağı daha açık bireyler haline dönüştü. Her şeyi online takip ediyoruz. Dil, ırk, mesafe farkı ortadan kalktı. Dünya insanı artık tekleşiyor. Ancak bir süre sonra bu tekleşme modası yerini farklılıkları öne çıkarma modasına bırakacak.</p>
<p>Değişimin önünü alamayız değil mi?</p>
<p>İşte bu yüzdendir ki farklılık isteyen insan beyni başta teknoloji şirketleri olmak üzere sağlık, eğitim, v.s ihtiyacı olan her alanda “artık senin sunduğun şeylerden daha fazlasını istiyorum, yetersizsin”  diyecek. Blackberry, iPhone gibi top ürünlerin sürekli üst modellerinin üretilip sunulması yetersiz kalacak.</p>
<p>Daha ne üretilebilir ki, teknolojide maksimuma ulaştık diyenlere en güzel cevabı da insanlığı tarih boyunca şaşırtmış yaratıcı beyne sahip dahiler verecek. Aslında hepimiz yaratıcıyız ve sıra dışı beyinli olanlar daha yaratıcı, yani en azından benim kastettiğim türde devrimler yaratacak beyinler bunlar. Umarım sesimi duyarlar. Çünkü gerçekten sıradan teknolojik gelişmelerden fena halde sıkıldım. Yeni, heyecan duyulacak şeyler icat etmenin vakti geldi de geçiyor bile. Bu yüzden bir sonraki yazım “yaratıcı beyinli altın çocuklar”.</p>
<p><strong>Meryem ARSLAN</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/07/12/m-arslan-kuresel-siradanlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>M. Arslan &#124; En Yeteneklileri Nasıl Kaybedersiniz?</title>
		<link>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/06/24/m-arslan-en-yeteneklileri-nasil-kaybedersiniz/</link>
		<comments>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/06/24/m-arslan-en-yeteneklileri-nasil-kaybedersiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 09:37:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Blog Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnovasyon ve Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[MeryemArslan]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://lab.turkcellpartner.com/blog/?p=2183</guid>
		<description><![CDATA[Harvard Business Review’ın Yükselen Yeteneklere ilişkin bir çalışmasını konu etmek istiyorum. Bir teknoloji firmasının İK Başkanı Yükselen Yetenekler için: Bunlar yeni şirketler kuracak, maliyetleri azaltacak, yeni yöntemler bulacak, çok daha mükemmel müşteri ilişkileri geliştirecek ve inovasyonlar yapacak insanlardır, aslında organizasyonun geleceği onların elindedir.  Öncelikle Yıldız Personelle kasıt; Yetenekli, işe bağlı ve istekli bir çalışan profili. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2184" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/cicek.jpg" alt="" width="250" height="166" />Harvard Business Review’ın Yükselen Yeteneklere ilişkin bir çalışmasını konu etmek istiyorum. Bir teknoloji firmasının İK Başkanı Yükselen Yetenekler için: Bunlar yeni şirketler kuracak, maliyetleri azaltacak, yeni yöntemler bulacak, çok daha mükemmel müşteri ilişkileri geliştirecek ve inovasyonlar yapacak insanlardır, aslında organizasyonun geleceği onların elindedir.  Öncelikle Yıldız Personelle kasıt; Yetenekli, işe bağlı ve istekli bir çalışan profili. Washington merkezli Kurumsal Liderlik Konseyi’nin kurumsal icra kurulunda yönetici olan  Jean Martin ve Conrad Schmidt  tarafından son 6 yıl boyunca dünyanın her köşesindeki 100 ü aşkın organizasyonda çalışan 20.000 den fazla “Yükselen Yıldız” üzerinde yapılan araştırma, kaybedilen bir yetenek olarak benim de, gözlemlediğim noktalara, hatalara değinmiş.</p>
<p>Coorparate Executive Board 2009 anketine göre:</p>
<ul>
<li>Her üç Yükselen Yıldızdan biri şirket tarafından dışlandığını hissediyor.</li>
<li> %12 si ise kendine yeni bir iş arıyor.</li>
<li>Her dört kişiden biri 1 yıl içinde şirketten ayrılmayı düşünüyor. </li>
<li>Her üç kişiden biri iş için tüm kapasitesini harcamanın değmeyeceğine inanıyor.</li>
<li>Her beş kişiden biri kişisel beklentileri ile organizasyonun kendisi için planladıklarının kesişmediğini düşünüyor.</li>
<li> Her on kişiden dördü iş arkadaşlarına güvenmiyor, yönetime hiç güvenmiyor.</li>
</ul>
<p> <br />
Şirketlerin yaptıkları hatalar;<br />
<strong>1-Aşırı Sadakat yok. Yetenekliler çok sadık değiller.</strong><br />
Bu tablonun oluşmasının bir nedeni alternatiflerin bolluğu ve yüksek beklenti içinde olmak. Çin bu yıldız kümesine çok önem veriyor, tatmin düzeylerine yönelik insan kaynakları politikası izliyor. Shell, kariyer beklentilerini izliyor, buna ilişkin fırsatlar sunuyor. Şirketler bu yeteneklere esnek çalışma imkanı sunuyor, evden çalışmak gibi çok cazip bir imkan. CEO ve üst düzey yöneticilerle doğrudan iletişim imkanı kurulmasına izin veriliyor, inovatif fikirleri paylaşmalarına imkan sağlanıyor.</p>
<p><strong>2- Sürekli olarak yüksek performans sergileyeceklerini varsaymak.<br />
</strong>Yetenekli, işe bağlı ve istekli olan Yükselen Yıldızın işe bağlılığının zamanla azabileceğine değinmiştim. İsteklilik özelliği de zamanla çarklardan geçişlerle birlikte azalabiliyor. Yükselen Yıldızımız kala kala Yetenek özelliği ile varlığını sürdürüyor.</p>
<p><strong>3-En Yeteneklilerin Yönetimini aşağı kademelerdekilere bırakmak.</strong><br />
Kötü bir fikir. Yükselen Yıldızların uzun vadeli kurumsal aktifler sınıfına girmesi dolayısı ile buna göre yönetilmeleri gerekir.</p>
<p>Sıklıkla yapılan hatalardan en önemlisi olarak gördüğüm bu hata Yıldız Yeteneğin “ben gidiyorum” deme nedenlerinden birisidir. Şirketler çalışana en yakın yönetici onu daha iyi yönetir, güçlü-zayıf yönlerini en iyi onlar bilir bakış açısıyla bakıp böyle bir karar alır ancak bu kararın ters teptiğini belirtmekte fayda var. İş birimi yöneticilerine bırakılan Yükselen Yıldız, sadece en yakın geçmişteki performansına göre değerlendirilir. Sadece çalıştıkları birim çevresinde mevcut ihtiyaçlar ve bugün için gerekli ihtiyaçlar doğrultusunda oldukça dar bir alanda yeteneğini yaşatması beklenir. Ayrıca bağlı olduğu yöneticisi bu yetenekli yıldızı sadece kendi birimine saklaması ve şirketle paylaşmaması riski de büyük bir talihsizliktir.</p>
<p><strong>Yüksek potansiyelli yıldızların geliştirilme sorumluluğunun genel müdürlerce de paylaşılması gerekir. Örnek: Johnson&amp; Johnson LeAD programı.</strong><br />
LeAD programında; organizasyonel ve yetenek değerlendirme sürecinin bir parçası olarak şirket yöneticileri gelecek 3 yıl içinde bir işin veya şirketin başına geçebilecek kapasitede olduklarına inandıkları bireyleri bu programa katılmak üzere seçerler. Program 9 ay sürüyor. Katılımcılar koçlardan öğütler alır ve düzenli olarak değerlendirilirler. Kendi iş birimleri için değer yaratacak nitelikte ürün, hizmet veya iş modeli olabilecek bir proje geliştirme zorunlulukları vardır. Katılımcıların global bakış açısının ve görgüsünün arttırılması amacıyla Çin, Hindistan ve Brezilya gibi gelişmekte olan piyasalarda düzenlenen liderlik oturumlarına katılması sağlanır.</p>
<p>Programı başarıyla bitiren Yükselen Yıldız(lar), elinde birden fazla yılı kapsayan bir gelişme planı ile hem daha da gelişmesi ve hem de kurum içinde farklı pozisyonlara atanması için periyodik olarak bir grup kıdemli İK başkanı tarafından takip edilir.</p>
<p>LeAD Program yöneticileri bu programla kişisel gelişimin hızlandırıldığını düşünüyor. J&amp;J de global yetenek yönetiminden sorumlu başkan yardımcısı Corey Seitz “daha şimdiden LeAD katılımcılarının yarısından fazlası şirket içinde üst pozisyonlara çıktı bile ve bu program sadece üç yıldır devrede.” diyor. Programa katılan Yükselen Yıldızlardan bir yorum; “J&amp;J ye katkıda bulunma ve liderlik yapma yeteneğimi kesinlikle artıran eşsiz bir deneyimdi.” Aslında formül basit yetenekli çalışanı bul, geliştir, tatmin et ve hiç peşini bırakma.</p>
<p><strong>4-Gitme daha erken…<br />
</strong>Bir sonraki aşamada düşük performans gösterme rayına girmesini engellemek gerekiyor. Bu çeşitli eğitim programlarıyla, rotasyonlarla mümkün.  Procter&amp;Gamble’ın Family Care bölümündeki yöneticiler zorlu roller olarak tanımladıkları lider ürün marka ürünü, yeni bir segment veya bölgenin pazarlama direktörü gibi hızlı gelişme ve öğrenme fırsatları sunan pozisyonlar sunmuş %90 ı yüksek potansiyelli olan bu insanlarla ahenkli bir şekilde çalışmaya başlamışlar. Sonrada kendilerini ispat için 3 aşamadan geçmişler. Bu aşamalarda liderlik becerilerinin, sıkı performans gösterecek yeteneklerinin ölçülmesi hedefleniyor.  P&amp;G bu programla lider yetiştirmeyi başarmış. Bugün P&amp;G in %80 inden fazlası kritik liderlik rolleri almaya hazır durumda. Bu da şirket için yetenek avantajı demek oluyor.</p>
<p><strong>5-Acıyı paylaşmalarını ummak.<br />
</strong>Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde şirketlerin maaşları dondurması, performansa dayalı primlerin kesintiye gitmesi gibi tedbirlere başvurması ve bunun karşısında Yükselen Yıldızların özverili davranmalarını beklemesi yapılan başlıca hatalardan bir tanesi. ABD nin önde gelen finansal hizmetler firmasının insan kaynakları başkanından bir bilgi; kendi firmasındaki şirket liderleri çalışanların performansını karşılaştırmaktan, ölçmekten imtina ediyor ve sonuç olarak en üstün performans ile en yüksek potansiyelli çalışanlara hak ettikleri ücreti veremiyorlar. Bu koşullarda Yükselen Yıldızların nasıl bir tepki vermesi beklenebilir ki ?</p>
<p>Araştırmalara göre yüksek potansiyelli çalışanlar aynı pozisyonda çalışan diğerlerine göre %20 oranında daha yüksek performans sergiliyor, daha verimli oluyorlar.</p>
<p>Durum böyle iken Yükselen Yıldızların performanslarının taktir edildiğini göstermek şiketlere + puan kazandıracak türden. Ek prim verilmesi, öğle yemeği ısmarlanması motive edici faaliyetler arasında ki bunlar yeteneklere kendilerinin taktir edildiğinin hissettirilmesinde işe yarayan motivasyon araçları.</p>
<p>Bazı şirket yöneticileri yetenekli çalışanlara özel muamele yapmaktan ayırımcılık yapıldığı düşünülür gerekçesi ile kaçınıyor. Hatta araştırmaya göre firmaların %60 ı yüksek potansiyelli lakabını alenen kullanmaktan bile çekiniyor. Bence hata ediyorlar. Yükselen Yıldızlara kendilerinin özel olduğunu hissetirmemek onları kaybetmeye giden kapıları açmak demektir. Hak eden insanların başına iyi şeylerin geldiğini görmeleri Yükselen Yıldızların işlerine daha sıkı çalışmalarını sağlıyor.</p>
<p>Temel felsefe şu; Çalışanın ödülü şirkete katkısı oranında olmalı, herkese eşit muamele göstermek yetenekleri kaybetmek demektir.</p>
<p><strong>6-Kurumsal Strateji ile bütünleştirmemek<br />
</strong>Yüksek Potansiyelliler, firmanın gidişatından haberdar oldukları için üst düzey takımının stratejisine odaklanırlar. Yöneticilerin kendilerine güvenmesi onların işe olan bağlılıklarını artırıyor. Radyo dinleyicisi konumunda olmak istemezler.  Örneğin HP, Kilit Yetenek Programları’nın bir parçası olarak yüksek potansiyellerine önemli stratejik konularda brifinglere katılma izni, çözüm bulma ve önerilerini üst yönetime iletme şansı veriyor.</p>
<p>Firmaların en yeteneklileri firmayı birçok alanda üst düzeye taşıyabilir, katma değer yaratabilir. Yetenek yanlış tanımlanır, hak ettiği gibi ödüllendirilmez ise yeteneğin performansı dibe vurur, şirketten soğur ve ayrılır. Buna bağlı olarak firma genelinde çalışanların adanmışlığı, şirkete bağlılığı hasar görebilir.</p>
<p><strong>Meryem ARSLAN</strong><br />
<strong>Kaynaklar:</strong> <a href="http://www.hbr.org">www.hbr.org</a> , Capital</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/06/24/m-arslan-en-yeteneklileri-nasil-kaybedersiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>E. Çevikol &#124; Dokunmadan Bilgisayar Kullanmak Mümkün</title>
		<link>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/06/17/e-cevikol-dokunmadan-bilgisayar-kullanmak-artik-mumkun/</link>
		<comments>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/06/17/e-cevikol-dokunmadan-bilgisayar-kullanmak-artik-mumkun/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 11:11:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Blog Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnovasyon ve Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[MIT]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[yenilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://lab.turkcellpartner.com/blog/?p=2101</guid>
		<description><![CDATA[Bilgisayarların klavye olmaksızın sadece el hareketleriyle kullanılması fikri teknoloji dünyasında giderek daha fazla destekçi buluyor. Microsoft&#8217;un &#8220;Project Natal&#8221; çalışması gibi projeler dikkatleri üzerlerinde toplarken, MIT&#8217;deki araştırmacılar da  kendi hareket kontrol sistemlerini geliştirmekle meşgul. Sistem, sadece 1 dolara mal olan çok renkli bir eldiven, bir webcam ve eldivenin hareketlerini webcam aracılığıyla izleyip, bilgisayarda üretilmiş üç boyutlu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2102" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/gloves.jpg" alt="" width="250" height="168" />Bilgisayarların klavye olmaksızın sadece el hareketleriyle kullanılması fikri teknoloji dünyasında giderek daha fazla destekçi buluyor. Microsoft&#8217;un &#8220;Project Natal&#8221; çalışması gibi projeler dikkatleri üzerlerinde toplarken, MIT&#8217;deki araştırmacılar da  kendi hareket kontrol sistemlerini geliştirmekle meşgul. Sistem, sadece 1 dolara mal olan çok renkli bir eldiven, bir webcam ve eldivenin hareketlerini webcam aracılığıyla izleyip, bilgisayarda üretilmiş üç boyutlu bir görüntüye dönüştürebilen bir program gerektiriyor. </p>
<p>Eldiven, yazılımın elin ön ve arkasını birbirinden ayırmasına yardımcı olan, değişik şekillerde, 20 renkli lekeye sahip. Lekeler, birbirleri ve arka plan renkleriyle en fazla kontrast yaratacak şekilde seçilmiş 10 değişik renge sahip bir desen oluşturuyor, böylece webcam renkleri daha kolay yakalayabiliyor.</p>
<p><img class="alignright" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/gloves1.jpg" alt="" width="250" height="170" />MIT Bilgisayar Bilimleri ve Yapay Zeka Laboratuvarı&#8217;nda öğrenciler tarafından oluşturulan sistem, belli belirsiz el hareketlerini bile tanıyıp ekrana aktarabiliyor. Webcam&#8217;ın aldığı el görüntüsünü arka plandan ayıran ve veri tabanındaki sayısız el hareketini gösteren görsel verilerle karşılaştırabilen bir yazılım sistemin en önemli parçasını oluşturuyor. MIT&#8217;de geliştirilen yazılım, bu işlemleri saliseler içinde gerçekleştiriyor. Bilgisayar kullanımını kolaylaştırmanın yanında, eldivenli sistem tasarımcılar ve mühendislerin üç boyutlu tasarım çalışmalarında da çok büyük fayda sağlayacak.</p>
<p>Sistemde kullanılan veri tabanı düşük çözünürlüklü  40 x 40px imajlardan oluştuğu için yazılım sadece birkaç yüz megabayt büyüklüğünde. Bu sayede sıradan ev bilgisayarlarında da kullanılabilen sistemi kalibre etmek için kullanıcının ellerini, webcam&#8217;ın görebileceği bir kağıda birkaç saniye bastırması yeterli.</p>
<p>Bilim adamları, benzer desene sahip kıyafetlerle tüm vücut hareketlerinin bilgisayara aktarılmasının mümkün olup olmadığını araştırıyorlar.</p>
<p>Orijinal yazı için <a href="http://www.silicon.com/technology/hardware/2010/05/24/photos-the-hands-off-future-of-controlling-computers-39745848/" target="_blank">tıklayınız</a>.</p>
<p><strong>Çeviren:<br />
Emre ÇEVİKOL</strong></p>
<p><strong>Kaynak:</strong><br />
<a href="http://www.silicon.com" target="_blank">www.silicon.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/06/17/e-cevikol-dokunmadan-bilgisayar-kullanmak-artik-mumkun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>M. Arslan&#124;OECD İnovasyon Stratejisinin Olmazsa Olmazları</title>
		<link>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/06/09/m-arslan-oecd-inovasyon-stratejisinin-olmazsa-olmazlari/</link>
		<comments>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/06/09/m-arslan-oecd-inovasyon-stratejisinin-olmazsa-olmazlari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2010 12:45:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Blog Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnovasyon ve Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<category><![CDATA[Strateji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://lab.turkcellpartner.com/blog/?p=2042</guid>
		<description><![CDATA[Paris Sözleşmesine dayanarak 1961 de kurulmuş olan OECD (Organisation for Economic Cooperation and Development) sanayileşmiş ülkelerden oluşan bir örgüt.
 Ülkemizin 1961 yılında kurucu üye olarak yer aldığı örgüt İnovasyon konusunda bazı stratejiler belirlemiş.  Bunları paylaşmak istiyorum.
 Sizce İnovasyon sadece teknoloji alanı ile mi sınırlıdır ?
Ekonomik ve sosyal gelişmişlik konusunda da inovasyon odak noktada. Bu durum ülkeden ülkeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-2043" title="untitled" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/untitled.JPG" alt="untitled" width="256" height="169" />Paris Sözleşmesine dayanarak 1961 de kurulmuş olan OECD (Organisation for Economic Cooperation and Development) sanayileşmiş ülkelerden oluşan bir örgüt.</p>
<p> Ülkemizin 1961 yılında kurucu üye olarak yer aldığı örgüt İnovasyon konusunda bazı stratejiler belirlemiş.  Bunları paylaşmak istiyorum.</p>
<p> <strong>Sizce İnovasyon sadece teknoloji alanı ile mi sınırlıdır ?</strong></p>
<p>Ekonomik ve sosyal gelişmişlik konusunda da inovasyon odak noktada. Bu durum ülkeden ülkeye ülkenin kaynaklarının zenginliğine kültürel yapısına göre değişiklik gösteriyor. Böyle olunca her şeyin başında olan teknolojiye ek olarak Örgütsel değişim, pazarlama, tasarım v.s. birçok alanlar da inovasyona kucak açmaktan kaçınamıyor.  Değer yaratma ve verimlilik alanında pozitif etkili olan inovasyon artık pekiştiriliyor. </p>
<p>OECD İnovasyon Stratejilerini belirlerken dünyanın baş başa kaldığı sorunların ne kadar sınırsız olduğunun altını çizmiş. Başta gelen sorunlar iklim değişikliği, küresel ısınma, gıda güvenliği, sağlık ve tabi fakirlik.</p>
<p>İşte bu sorunlarla başa çıkabilmek adına inovasyonun tam anlamıyla yaygınlaşması-inovasyon süreçlerinin uygulanması kaçınılmaz.</p>
<p>OECD İnovasyon Stratejisi Politikası aşağıda sıralanan prensiplerden oluşuyor;</p>
<ul>
<li><strong>İnovasyonun ortaya çıkabilmesi için yetkin insan kaynağına ihtiyaç var. İnsan Kaynağına gerekli donanımı sağlamak şart.</strong></li>
</ul>
<p>Yetkilendirme için de eğitim gündeme geliyor. Eğitim Sisteminin inovasyon alt yapısını kazandırması, bunun için gerekli bilgilerin öğrenilmesi , öğrenilenlerin geliştirilmesi ve en önemlisi de bu süreçlerin esnek bir seyir izlemesi mümkün olmalı.</p>
<p>Firmaların örgütsel değişimi sağlayabilmede esnek olması ve tüketicilerin aktif katılımının gerçekleşmesi gerekir.</p>
<p>Kamuda Hizmet İnovasyonu’nun desteklenmesi ve sunulan hizmetlerin ülke çapında yaygınlaştırılması ve maliyet ve bürokrasinin azaltılması,</p>
<ul>
<li><strong>İnovasyonun güçlü bir temel üzerinde inşa edilmesinin sağlanması gerekir.</strong></li>
</ul>
<p>İnovasyon kültürünün iş dünyasında yer alması için gerekli desteğin sağlanması olmazsa olmaz koşullardan.</p>
<ul>
<li><strong>İnovasyona yatırım yapmak…</strong></li>
</ul>
<p>Araştırma kurumlarının  yönetim yapısının ve süreçlerinin geliştirilmesi gerekir.</p>
<ul>
<li>İnovasyon alanında özel sektör yatırımlarının arttırılması gerekir. Bunun için de mali sistemin etkin bir şekilde çalışıyor olması elzemdir.</li>
<li>İnovasyonu destekleyen modern ve güvenilir bir bilgi altyapısının varlığı önemsenmeli ve mevzuat ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.</li>
<li>Bilgi akışının kolaylaştırılması, bilginin yaratılması ve yayılımı için uygun bir ortam sağlanmalıdır.</li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>Dünya genelinde mevcut sorunların çözümü için inovasyonun uygulanması gerekir.</strong> </li>
</ul>
<p>Dünya ülkeleri ile teknolojik işbirliğinin sağlanması, inovasyonun finansmanı için uluslar arası mekanizmanın devreye sokulması, sorunlarla baş edilebilmesi için istikrarlı politika rejiminin sağlanması ve yaygın teşviklerin yer alması, politika rejiminin icatları, çevre dostu teknolojilerinin desteklemesi gerekir.</p>
<ul>
<li><strong>İnovasyon için oluşturulan politikaların yönetilmesinin geliştirilmesi bölgesel ve ulusal çalışmalar arasında koordinasyonun sağlanması</strong> </li>
</ul>
<p>Karar alma sistemlerinin veriye dayalı olması, hesap verilebilirlik  odağında bir sorumluluk anlayışının geliştirilmesi gerekir.</p>
<p><strong>Meryem ARSLAN</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/06/09/m-arslan-oecd-inovasyon-stratejisinin-olmazsa-olmazlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
