K.Yüceil|H.Tok:turkcellpartner.com Vesilesiyle İşe Başladım

Blog Admin tarafından 21-12-11 tarihinde yazıldı.
Yorum Yap
| Kategori: İş Ortaklarımızdan

Turkcellpartner.com “İş Ortakları İlanları” hizmetiyle iş ortaklarımızı turkcellpartner.com kullanıcılarıyla bir araya getirmeye devam ediyoruz. “İş Ortakları İlanları” uygulamamız aracılığıyla kariyerine Done firmasında devam etme fırsatı yakalayan Hadi Tok ile kısa bir söyleşi yaptık.

KY: Ne kadar süredir turkcellpartner.com’dan haberdarsınız?
HT: Aslında turkcellpartner.com ile tanışmam arkadaşımın benimle Done iş ilanını paylaşması ile başladı. Bu da yaklaşık 3 ay kadar oluyor sanırım.

KY: Ne sıklıkta takip ediyordunuz?
HT: İş ilanını gördükten sonra Turkcell Partner Blog’u RSS reader’ıma ekledim başka fırsatlar için.  Daha sonra gelen makalelerde sadece iş ilanları değil her türlü konu ile ilgili yazılar çıktığını gördüm. RSS readerımı hemen hemen her gün kontrol ediyorum, İçerik yayınlandıkça buradan takip edebiliyorum. Steve Jobs’a göre daha fazla saygı duyduğum (mühendis olmaktan dolayı sanırım) Steve Wozniak röportajınızı çok beğendim.

KY: Twitter, facebook, friendfeed hesaplarını takip ediyor muydunuz? Takip ediyorsanız izlenimleriniz nelerdir?
HT: Sosyal medyada çok aktif değilim açıkçası… Bu yüzden bu hesapların varlığından şimdi haberim oldu.  Twitter hesabım bir aylık kadar, yeni yeni takip listesi oluşturuyorum, Turkcell Partner’ı da takip etmeye başladım. Friendfeed hesabıma belki bir senedir girmedim. Facebook’u daha kişisel kullanıyorum. Sanırım twitter takip etmekten ziyade blog takip etmek bana daha çok uyuyor.

KY: Turkcellpartner.com ve blog içeriklerini nasıl buluyorsunuz?
HT: Blogu iş amaçlı takip etmeme rağmen bir süre sonra yayınlanan diğer yazılar da ilgimi çekmeye başladı. İş ortaklığı deyince insanın aklına daha ciddi bir ortam geliyor, dışarıdan birinin çok anlamayacağı ve çok ilgisini çekmeyecek bir yer. turkcellpartner.com ve blog’u, bunu aşabilmiş bence. Teknoloji ve inovasyona ilgisi olan herhangi bir insanın takip edebileceği içerik sağlanmış.

KY: Başvurunuzdan ne kadar süre sonra Done’den yanıt aldınız? Ne kadar süre sonra iş kabul sürecinizi tamamladınız?
HT: İlk olarak başvurduktan bir hafta sonra beni aradılar. Kayseri’de yaşamam nedeni ile ilk mülakat tarihi biraz geç oldu. Başvurumdan yaklaşık 1 ay sonra işe başladım diyebilirim.  Aslında, Done’ye daha önce bir iş bulma sitesi üzerinden başvurduğumu fakat bir cevap almadığımı, daha sonra fark ettim. Turkcellpartner.com’u refere ederek yaptığım başvurudan dönüş aldım. Bir anlamda işe başlamama turkcellpartner.com vesile olmuş oldu.

KY: Turkcellpartner.com’u kullanarak Done hakkında yeterli ön bilgi edinebildiniz mi?
HT: Bir şirketin, Turkcell gibi büyük bir firmanın iş ortağı olduğunu bilmek o şirkete duyulan güveni arttırıyor. Done’nin önceki yıllarda Gold, şimdi ise Silver İş Ortağı olarak Turkcell ile olan birlikteliğini devam ettirdiğini görmek, benim için iyi bir motivasyon oldu.

KY: Görüşmeniz esnasında turkcellpartner.com’da sunulan içeriklerin katkısı olduğunu düşündünüz mü?
HT: Görüşmeden önce Done ve yaptıkları işler hakkında olabildiğince bilgi almaya çalıştım değişik kaynaklardan. Bunlardan ilki Done’nin kendi web sayfası (http://www.donetr.com/), daha sonra turkcellpartner.com ve blogdu.

KY: Son olarak turkcellpartner.com ve blog ile ilgili görüş ve önerileriniz nelerdir?
HT: turkcellpartner.com ve blogu daha önce bahsettiğim gibi içerik açısından çok başarılı buluyorum. Fakat Turkcell Partner Program için ufak bir önerim olacak. Bu programda yöneticilerden ziyade çalışanların da tanışabileceği ve bir şeyler paylaşabileceği aktiviteler düzenlenirse sanırım programın amacı bir adım daha ileriye taşınmış olur.

KY: Paylaşımlarınız için çok teşekkür ederiz. Turkcell İş Ortaklığı Ekosistemi’ndeki kariyer adımınız için tebrik eder, başarılarınızın devamını dileriz.
HT: Elimden geldiğim kadar cevaplamaya çalıştım. Röportaj için teşekkür ederim.

Bu noktada, hem Hadi Bey hem de tüm turkcellpartner.com ziyaretçileri için bir sürprizimiz var! İş ortaklarımız, çalışanları ve ekosistemimizdeki tüm profesyonellerin yer alabileceği “sosyal iş ağı” hizmetini önümüzdeki günlerde devreye alıyoruz.  Turkcell Partner Program Ekosistemi’nde verimli iş birliktelikleri kurmak isteyenlerin buluşma noktası turkcellpartner.com olmaya devam edecek.

Dr. Kızıltan Yüceil
Turkcell Partner Program
Turkcell Ürün ve İş Ortaklığı Yönetimi

Paylaş:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

M. Arslan | Steve Wozniak, O Bir Superman!

Blog Admin tarafından 14-12-11 tarihinde yazıldı.
Yorum Yap
| Kategori: İnovasyon ve Girişimcilik

Turkcell Teknoloji Zirvesi’nde sahneye çağrılan, kişisel bilgisayar dönemini başlatan Apple’ın kurucularından Steve Wozniak müthiş bir enerji ile geçmişte neler yaptığını anlatmaya başladığında aklımdan geçen tek şey “bu adam gerçekten dahi” oldu : )

Hakikaten de dâhiymiş. 1950 doğumlu Wozniak’ın özgeçmişi ve icatlarına Wikipedia’dan ulaşabilirsiniz.

Apple’ın bir inovasyon olduğunu söyleyerek söze başlayan Wozniak, Silikon Vadisi’nde yetiştiğini vurguladı. Öncesinde çeşit çeşit meyve bahçeleri ile dolu olan Silikon Vadisi, bugün teknoloji alanında verimli topraklara sahip. O zamanlar orada küçük bir transistör olduğunu söyleyen Wozniak, bilişim macerasının temellerinin oradan topladığı küçük parçaları alıp incelemesi, ben farklı ne yapabilirim sorusunu sürekli kendisine sorması ile atıldığını vurguladı.  İşte Wozniak;

Tellerle çalışıyor, düğmelere basıyor, sürekli kahramanlarla ilgili kitap okuyor, arkadaşlarla sürekli olarak neler yapabileceğimizi konuşuyorduk. Bu yaratıcılık yeteneğinin temel unsurlarından biridir.

( Anlaşılan Wozniak kortekslerini daha o dönemde sağlam tutmuş ve sonunda kişisel bilgisayarı yaratmış.) Bilim fuarlarına katılıyorduk, kendi projelerimizi sunuyor, araştırıp deney yapıyorduk. 9 yaşından itibaren mantık devrelerini öğrenmeye başladım. Tiktakta oyunu ile de kurallar oyununu öğrendim, bunlarla aslında temel elektronik kuralları öğrenmiş oldum. Bulduğum plakaları kaynaklayıp radyo yapıyordum.  Radyo Tv nasıl çalışıyor bunu öğreniyordum, dalgaların işleyişini öğreniyordum. 10 yaşındayken dış dünya ile böyle iletişim kuruyordum. Kendimi özel hissediyordum, bir süpermendim ben. Ortaokuldayken elektronik kursu aldım. Hocam mükemmeldi, kitaplardan çalışmak yerine uygulamayı öğretiyordu. Hocam beni bir bilgisayar firmasına yolladı, programlama yapıyordum, saniyelerde milyonlarca işlem yapıyordu. Yazdığım ilk program satranç oyunuydu.

Her zaman elimdeki kaynaklarla yapabileceğimin en iyisini yapmaya çalıştım, asla yapılanı yapmak istemedim.

Artık bilgisayar hayatımın kalbiydi… Tamamen mantık oyunları üzerinden çalıştım. Sonra çipler ilgimi çekmeye başladı. O zamanlar çipler çok pahalıydı, şimdi ise her yerde çipler var. Çip klavuzlarını incelemeye başladım, bunlarla nasıl bilgisayar tasarlanabileceğini çalıştım. Stanford Üniversitesinin fizik merkezinden buna ilişkin kitapları aldım, PC tasarımını daha az çiple nasıl yapabileceğimi çalıştım. Bilgisayar mühendisi olmaya karar verdim ve bunu babamla paylaştım. Bilgisayar fiyatı ise o zamanlar evimin fiyatı kadardı.  Üniversiteye ara verdiğim yıl yazılımcı olarak işe girdiğim bilgisayar firmasında bana çipler verildi ve bunlarla bilgisayarları tasarlama imkanı bulabildim. 1 li 0 lı düğmelerle tasarladım ve tasarımı Steve Jobs’a götürdüm. Jobs la uzun soluklu arkadaşlığımız böyle başladı. Ortak yönlerimiz vardı. Birlikte Bob Dylon şarkıları dinler çevrede olup bitenlere yeni bakış açıları ile bakmaya çalışırdık. Sosyal hareketlere hayrandık. Jobs yoksul insanlarla ilgilenirdi, Nobel alacak insanlarla çalışmak istiyordu, her zaman daha özgür düşünür, daha hızlı düşünür ve merak ederdi.  Çok iyi arkadaştık 5 yıl sonra Apple’ı kurduk.

Üniversiteye tekrar başladığım dönemlerde mavi kutu denilen bir cihaz keşfedildiğini duyduk. Elektronik cihazlar telefonlara yerleştiriliyordu ve dünyanın her yeri ile iletişime geçilebiliyordu. Biz de bu konuda çalışmaya başladık. Çiplerle doğru ses tonunu elde etmeyi başardık. HP nin hesap makinesi de o dönemin yankılı icatlarından biriydi.

Kullanılan çipler ürünü belirliyordu. Yani inovasyon çipe inmişti.

Daha sonraki dönemlerde bir oyun tasarladım. Tv sinyalleri ve çiplerle birlikte. TV ye video yu ekledim, yatay ve dikey olarak çipleri yerleştirdim. Pedalleri aşağı yukarı hareket ettirerek topla oynayabiliyordunuz.  Jobs bu oyunu gördü ve bana 4 gün içinde  video oyunu tasarla dedi. 4 gece uyumadık, counter çiplerle çalıştık, 1 çip 250 tuğlayı tutuyordu, güç bir tasarımdı. Renkli TV sinyallerinden esinlenerek 1-0 mantığını kurguladım. Sonra pedal ve toplarla oyun yerine karakterlerle oyunu tasarladım. Jobs ise satış yollarını buldu ve ben tasarlıyordum o satıyordu.

Sonra kendi bilgisayarımı hazırlamaya karar verdim, 2 çip kullanarak küçük bir program yazdım, 32 çip yerine 8 çip kullandım. Bu bir devrimdi,  en sevdiğim sözcük devrimdir.

Bilgisayar şirketleri yaptığım bilgisayarı sunduğumda bunu kullanamayız dediler. HP ye bu küçük makineyi 800 $ a yapın dedim, 5 kez reddettiler. Şirket kurmaya karar verdik, Jobs’la Apple Computer’ı kurduk. Apple daha önce plak şirketi idi, onu bilgisayar şirketi yaptık. 9 günde şirketin %90 ına sahip olduk. Jobs 50.000 $ lık sipariş almıştı, HP de yıllık maaşım 25.000 $ dı. Bilgisayar parçalarını krediyle aldık, mağazaya götürüp sattık. ABD de ünlü olmaya başladık, dergiler bunun gelecek olduğunu söylüyordu. Ve macera böyle başladı..

Jobs’un tekrar Apple’a dönmesiyle, olgunlaştığını gördüm, kendi şirketinde herşeyi daha iyi öğrenmişti. Sadık müşteri kitlesi yaratmak gerektiğini düşünüyordu. “i”ler böyle ortaya çıktı, farklılaştırılmış ürünlerdi bunlar. Apple insanı iyi hissettirmeyi amaçladı hep.

Bir ara uçak kazası geçirdiğim dönemden sonra 10 yaşındaki çocuklara bilgisayarı nasıl kullanacaklarını öğrettim. Düşünmeyi öğretmenin önemli olduğunu keşfettim. Onların düşünce sistemleri, tepkileri tasarımlarda bana yol gösterdi.

Şimdi şöyle sorular var;

Bilgisayar insan beyni gibi çalışabilir mi ? Düşünme öğretilebilir mi ?

Google’a girdiğinizde her soruya cevap bulabiliyorsunuz, peki insan gibi düşünecek bilgisayarlar yapabilir miyiz ?

Gelecekte insan gibi düşünebilen, bilinç sahibi, insanlardan daha hızlı bilgisayarlar ortaya çıkacak. Cihazlar artık kişilik sahibi olmuş durumda, nerede olduğumuzu biliyor, bizi duyuyor ve görüyor, dokunduğunuzda hissediyorlar.

Meryem ARSLAN

Paylaş:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter

B. Yılmaz | Genç Girişimler Avrupalı Yatırımcılar ile Buluştu

Blog Admin tarafından 14-12-11 tarihinde yazıldı.
Yorum Yap
| Kategori: İnovasyon ve Girişimcilik

15–16 Kasım tarihlerinde BootCamp Ventures tarafından düzenlenen 4iX İstanbul Innovation etkinliği, İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü’nde gerçekleştirildi. Etkinliğe katılanlar arasında yatırım arayan girişimler, fırsat peşinde koşan yurtiçi ve yurtdışından yatırımcılar ile Internet sektörünün tanıdık yüzleri yer aldı.

Etkinliğin genel formatı daha önceden belirlenmiş 4 ana başlık altında, girişimlerin kendilerini aktardıkları 8 dk’lık sunum ve ardından da yatırımcılardan oluşan panelistlerin soru ve değerlendirmelerinin paylaşılması şeklinde idi. Dijital Medya, Mobil, ICT ve Oyun alanlarında yaklaşık 20 girişim sunum yaptı. Çoğunluğu Türkiye’den olmakla beraber İtalya ve Romanya’dan da girişimler şanslarını deneyerek yatırımcı desteği aradılar. Oturumları sektörün önde gelen blog sitelerinden VentureBeat’in (http://www.venturebeat.com/) kurucusu Matt Marshall yönetti. Matt’in startup dünyasına yakınlığı ve bu alandaki tecrübesi sunumların canlı ve etkileşimli geçmesini sağladı.

Bunun dışında ara panellerde ise “Türk girişimler yabancı yatırımcıların ilgisini nasıl çeker?” veya “Türkiye son dönemde neden yatırımcıların ilgi odağı oldu?” gibi zihin açıcı oturumlar gerçekleştirildi. Yatırımcılar açısından Brezilya, Hindistan ve Çin açılım yapılabilecek pazarlarlar olarak görülürken genç ve dinamik nüfus, artan internet kullanıcı sayısı, internet üzerinden alışveriş yapan kitlenin büyümesi ve geniş band (sabit, mobil) kullanımı yüksekliği gibi unsurlar Türkiye’nin diğer ülkelerin yanında “raising star” konumunda olduğu yatırımcıların ortak dile getirdiği bir nokta idi. Zaten Avrupa’dan bir çok VC (venture capital, risk sermayesi) firmasının etkinliğe katılması da bu durumun açıkça bir tezahürü idi.

Etkinliğin özel konukları arasında Google’dan Mike Cassidy’de vardı. İlginç olduğu kadar etkileyici bir geçmişe sahip olan Mike daha önce başarı ile yürüttüğü 4 girişiminden bahsetti. Amerika’daki dot.com balonunun patlamasından önceki dönemde başlattığı girişimleri 2–3 yıl gibi kısa sürelerde çok yüksek bedeller karşılığında Google, Askjeeves gibi oyunculara satmış. Örneğin girişimleri için pazarlama bütçesi kullanmayıp sektörün etkin dergi ve yayınlarında yer alarak, PR etkinliklerine daha fazla ağırlık vererek sıfıra yakın bir harcama ile şirketlerini pazarlamış. Mike’in “hire fast, fire fast” mottosu da ilgi uyandırdı. Startup gibi küçük firmalarda işe alım hızı ve en doğru yeteneklerin seçilmesinin ne denli önemli olduğuna dikkat çekti.

VC’ler de yatırım yapacakları zaman girişimler ve girişimcilerde neler aradıklarını paylaştılar. Özellikle Pond Ventures’dan Charles Irving’in “rat-catcher” tanımını çok beğendim. İşin içinden gelen, içinde bulunduğu pazarı ve rekabeti çok iyi bilen ekiplere yatırım yapmaya çalıştıklarını, iş planından daha önce ekibin geldiğini söyledi. Bunun dışında girişimciliği desteklemek adına o ülkede başarılı girişimlere imza atmış kişilerin heykellerini dikme önerisi de hoşuma gitti. Bence motivasyonla iş yapmaya yatkın toplumumuzda faydalı etkileri olacaktır. Düşünsenize, yaptığınız yatırım başarılı olduğunda şehrin görünen bir yerinde heykeliniz dikilmiş :)

Sunum yapan girişimler olgunluk seviyesi açısından farklı noktalarda idi. Kimisi ürününü geliştirip ticari bir noktaya ulaştırmış ve fatura kesmeye başlamışken kimisi ise geliştirme veya prototip aşamasında idi. Girişimcilerin önemli bir kısmı daha önce katıldığım benzer etkinliklerdeki sunumlara göre daha profesyonel, içeriği dolu, ne kadarlık bir yatırım istediğini ve bunu nereye harcayacağını net bir şekilde ortaya koyduklarını söyleyebilirim. ÇeviriOfisi (online çeviri broker hizmeti), Wudya (Oyun), Inomera (Cloud), Hazelcast Software (ICT) ve insanların o anki mutluluk seviyelerini lokasyon-bazlı olarak bildirdikleri “Mappiness” uygulamaları dkkatimi çeken girişimler arasındaydı.
 
Bundan sonra da benzer etkinliklerin daha sık yapılması ve daha fazla sayıda yerli ve kaliteli girişimin gün yüzüne çıkması ümidiyle…

Bülent YILMAZ
Turkcell | Yeni Teknoloji İşleri

Paylaş:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Twitter