<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Turkcell Partner Blog &#187; skype</title>
	<atom:link href="http://lab.turkcellpartner.com/blog/tag/skype/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://lab.turkcellpartner.com/blog</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2010 07:30:04 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>G. Gedik &#124; Teknoloji Bülteni</title>
		<link>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/01/25/g-gedik-teknoloji-bulteni-9/</link>
		<comments>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/01/25/g-gedik-teknoloji-bulteni-9/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 06:52:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre Çevikol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sektörden]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[apple]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[lala]]></category>
		<category><![CDATA[skype]]></category>
		<category><![CDATA[XD generation]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://lab.turkcellpartner.com/blog/?p=1026</guid>
		<description><![CDATA[Bir seneden fazla zaman önce yazdığım bir yazıda “Hayatımı Facebook’ta yaşamıyorum” demiştim. Sebeplerini de uzun uzun anlatmıştım. Okuduğum bir araştırma, bu yazdıklarımın birçoğunun aslında XD adı verilen bir jenerasyonunun söyledikleri ile paralel olduğunu hatırlattı. Şimdi hikaye şu: Disney Avrupa’da bir araştırma yapıyor ve diyor ki 8-14 yaş arasında, dijital algısı kuvvetli olan çocuklar yeni bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1030" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/253teknoloji1.png" alt="" width="157" height="118" />Bir seneden fazla zaman önce yazdığım bir yazıda “Hayatımı Facebook’ta yaşamıyorum” demiştim. Sebeplerini de uzun uzun anlatmıştım. Okuduğum bir araştırma, bu yazdıklarımın birçoğunun aslında XD adı verilen bir jenerasyonunun söyledikleri ile paralel olduğunu hatırlattı. Şimdi hikaye şu: Disney Avrupa’da bir araştırma yapıyor ve diyor ki 8-14 yaş arasında, dijital algısı kuvvetli olan çocuklar yeni bir kuşağı tanımlıyor. Bu kuşağın adı XD kuşağı (XD generation), X jenerasyonunun dijital olarak biliçli çocukları anlamına geliyor. İşte 1995-2001 arası doğumlu olan bu çocuklar, internetsiz bir dünya görmemişler ve böyle bir dünyayı bilmiyorlar. Dolayısıyla tüm algıları ve hayata bakışları da bu yönde şekilleniyor.</p>
<p>Araştırmanın detaylarını ingilizce ve Türkçe olarak  aşağıdaki adreslerden okuyabilirsiniz. Benim gözüme çarpan ve bu yazıyı yazmama sebep olanlarsa şöyle:</p>
<p>* Dijital Kuşak – XD’ler teknolojiye çok hakim olmakla birlikte, onu yüzyüze sosyal etkileşimin yerine koymak yerine, etkileşimi güçlendirmek için kullanıyorlar.</p>
<p>* En tercih edilen arkadaşlarla buluşma yöntemi hala yüzyüze sosyal temas(yüzde 30). Sonra mesajlaşma(yüzde 15), çevrimiçi sohbet(yüzde 14) ve cep telefonu(yüzde <img src='http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> geliyor.</p>
<p>* Yüzde 53’ü internetin okul dışında da arkadaşlarıyla konuşma olanağı vererek yaşamlarını geliştirdiğini düşünüyor.</p>
<p>* Yüzde 44’ü internetin arkadaşlarıyla bağlantıyı koparmamayı kolaylaştırdığını söylüyor.</p>
<p>Ne kadar güzel tarif etmişler değil mi? <img src='http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><a href="http://blog.goktuggedik.com/2010/01/17/kusagini-soyle-sana-kim-oldugunu-soyleyeyim/" target="_blank">http://blog.goktuggedik.com</a></p>
<p><a href="http://www.marketingweek.co.uk/news/disney-research-unearths-generation-xd/3008480.article" target="_blank">http://www.marketingweek.co.uk</a></p>
<p><a href="http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=26110" target="_blank">http://turk.internet.com</a></p>
<p> <br />
<img class="alignright size-full wp-image-1031" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/253teknoloji2.png" alt="" width="201" height="147" />Google’ın online doküman araçlarını bilgisayarımızda yüklü olan Microsoft Office kadar kullanmıyoruz. Ancak bu, offline dünyanın getirdiği konsolidasyon ve iletişim problemlerinin devam etmesine sebep oluyor ne yazık ki. Google Documents’ı kullanmaya bir kez alışınca geri dönmek biraz zor oluyor. Çünkü tüm dosyalarım her zaman elimin altında, istediğim bilgisayardan erişip değiştirebiliyorum. Bir sunum üzerinde 5 kişi ortak bir şekilde çalışabiliyor ve birbirimizin yaptıklarını bozmuyoruz. Anında web form oluşturup bunu arkadaşlarımla paylaşabiliyorum bile&#8230; İşte tüm bunlara ek olarak Google Documents, artık sadece office dosyalarını değil, her türlü dosyanın arşivlenebileceği bir yer haline gelmiş durumda. 250 MB’a kadar tek parça dosya yüklemek serbest, ayrıca yıllık 5 USD’ye de 20GB’lık alan alınabiliyor. Bir süre önce “gelecekte her şey online ortamlarda olacak” derken, artık bunu yaşamaya başladık bile sanırım&#8230; Maillerimiz, dokümanlarımız, fotoğraflarımız hatta videolarımız ve müziğimiz de artık online ortamda. Hepsi online’ken, bizim de “always online” olmamamız garip olmaz mı? <img src='http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  İşte bu nasıl olacak diye düşünüyorsanız, “cep telefonunuza” bir daha bakın derim <img src='http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><a href="http://mashable.com/2010/01/12/google-docs-storage/" target="_blank">http://mashable.com</a> <br />
<img class="alignleft size-full wp-image-1032" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/253teknoloji3.png" alt="" width="247" height="203" />Skype’ı hatırlamayan yoktur sanırım. Hani şu VoIP konusunda uzman olan ve bilinirlik açısından belki de dünyada 1 numara olan firmadan bahsediyorum. 2003 yılında kurulan ve 2005 yılında eBay’e yaklaşık 2 milyar dolara satılan Skype, artık dünyada gerçekleşen tüm uluslarası telefon trafiğinin %12‘sini üzerinden geçiriyor. Yani bir anlamda bu konudaki en büyük “operatör” denilebilir. Şaşırtıcı değil mi? <img src='http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><a href="http://www.techcrunch.com/2010/01/19/skype-international-calling-minutes-share" target="_blank">http://www.techcrunch.com</a> </p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-1033" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/253teknoloji4.png" alt="" width="180" height="120" />Apple’ın geçtiğimiz ay gerçekleştirdiği bir satınalmadan bahsetmiştim daha önce. Web üzerinden müzik stream etmek konusunda başarılı olan Lala adlı şirketi Apple satın alınca, saksılar çalışmaya başladı elbette. Apple neden böyle bir firmayı satın aldı? iTunes modeli değişecek mi? Bu ve benzeri sorular gündemi meşgul etmeye başladı. Görünen o ki Apple yakın zamanda tüm iTunes kütüphanesini webdeki bulutuna taşıyacak (cloud). Böylelikle artık iPod ve iPhone’u bilgisayara bağlayıp senkronize etmek yerine 3G veya WiFi üzerinden tüm şarkılar dinlenebilecek veya download edilebilecek. Bu şekilde hem dinleme ücretleri ucuzayacak, hem de tüm işlemler inanılmaz pratik hale gelecek. Bu konu ile ilgili oldukça detaylı bir incelemeyi şurada ingilizce olarak paylaşmıştım. İlgi duyan arkadaşlar, buyrun burdan yakın:<br />
<a href="http://gg.goktuggedik.com/2009/12/13/why-did-apple-buy-lala/" target="_blank">http://gg.goktuggedik.com</a></p>
<p><a href="http://www.techcrunch.com/2010/01/20/itunes-dot-com-cloud/" target="_blank">http://www.techcrunch.com</a></p>
<p> <br />
<img class="alignleft size-full wp-image-1034" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/253teknoloji5.png" alt="" width="398" height="209" />Apple ve Google mobil sektörü domine etmeye devam ediyor. iPhone’un özellikle geçtiğimiz sene ortalığı kasıp kavurmasından sonra bu sene ile birlikte muhtemelen Android ile de Google kendine ciddi bir pay çıkartacak gibi görünüyor. ABD’deki akıllı telefon pazarındaki reklam pastasının %81‘ini oluşturan iPhone ve Android de bunun en büyük kanıtı belki de. Düşünebiliyor musunuz, daha birkaç sene öncesine kadar Nokia, SonyEricsson, Samsung gibi devler vardı sahnede. Yine varlar tabi, ancak akıllı telefon pazarında gelecekleri ne olacak, nasıl var olacaklar, tahmin etmek biraz zor&#8230;</p>
<p><a href="http://www.techcrunch.com/2010/01/21/iphone-android-admob-81-percent/" target="_blank">http://www.techcrunch.com</a></p>
<p><strong>Göktuğ GEDİK</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2010/01/25/g-gedik-teknoloji-bulteni-9/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>G. Gedik &#124; Teknoloji Bülteni</title>
		<link>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2009/10/09/g-gedik-teknoloji-bulteni-4/</link>
		<comments>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2009/10/09/g-gedik-teknoloji-bulteni-4/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 11:38:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre Çevikol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sektörden]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[apple]]></category>
		<category><![CDATA[google wave]]></category>
		<category><![CDATA[skype]]></category>
		<category><![CDATA[twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://lab.turkcellpartner.com/blog/?p=877</guid>
		<description><![CDATA[Apple Tablet dedikoduları geçtiğimiz hafta iyice ayyuka çıktı diyebiliriz. Cihaz hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı ve resmi açıklama, hatta lansman tarihi bile konuşuldu. Ayrıca 2003 yılından beri üzerinde çalışıldığı söylenen bu ürünle ilgili olarak, Steve Jobs’ın daha önce 2 defa ürünü son aşamada iptal ettiğini öğrendik. Daha önce çeşitli sorunlar (pil ömrü, grafik performansı vb&#8230;) gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-878" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/241teknolojibulteni1.jpg" alt="" width="197" height="126" />Apple Tablet dedikoduları geçtiğimiz hafta iyice ayyuka çıktı diyebiliriz. Cihaz hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı ve resmi açıklama, hatta lansman tarihi bile konuşuldu. Ayrıca 2003 yılından beri üzerinde çalışıldığı söylenen bu ürünle ilgili olarak, Steve Jobs’ın daha önce 2 defa ürünü son aşamada iptal ettiğini öğrendik. Daha önce çeşitli sorunlar (pil ömrü, grafik performansı vb&#8230;) gibi sebeplerle ticarileşmemiş olan bu proje, tahminlere göre 2010 Q1, hatta tam tarih bile telaffuz etmek gerekirse Ocak 19’da resmi olarak duyurulacak. Ekranı 10.6¨ olacağı belirtilen ürünün hedefinde ise basılı ürünler var bu sefer! Hatta Apple’ın şimdiden pek çok yayınevi ile iletişimde olduğu, onlarca kitap, dergi, gazete ve benzeri basılı mecraları bu yeni ürün ve iTunes sayesinde dijital ortama hiç olmadığı kadar başarılı bir şekilde aktarmak peşinde olduğu konuşuluyor. Tabi tüm bunlar söylenti de olsa, gerçeğe yakın bilgiler olduğunu kabul etmemek hata olur sanırım&#8230; Açıklamalar, ve Apple’ın yeni hamlesi ile ilgili çok daha detaylı bilgi için aşağıdaki adresleri ziyaret edebilirsiniz&#8230;</p>
<p><a href="http://mashable.com/2009/09/29/apple-tablet-iphone-os/">http://mashable.com/2009/09/29/apple-tablet-iphone-os/</a></p>
<p><a href="http://gizmodo.com/5370252/apple-tablet-aiming-to-redefine-newspapers-textbooks-and-magazines">http://gizmodo.com/5370252/apple-tablet-aiming-to-redefine-newspapers-textbooks-and-magazines</a></p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-879" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/241teknolojibulteni1b.jpg" alt="" width="102" height="106" />Apple’dan bahsetmişken hızlı bir şekilde birkaç önemli gelişmeyi daha paylaşalım.</p>
<p>Nisan ayında 1 milyarı, Temmuz’da 1,5 milyarı aşan AppStore download sayıları, geçtiğimiz hafta 2 milyarı da aştı. Apple’ın kendi web sitesinden duyurduğu istatistikleri de paylaşmak gerekirse, AppStore’da şu anda 85.000′den fazla uygulama bulunuyor. Bu uygulama sayısı ile Apple AppStore dünyadaki en büyük uygulama satan dijital pazar ünvanını açık ara ile koruyor.</p>
<p>Bir diğer önemli gelişme ise geçtiğimiz aylarda Apple’ın yaptığı bir satınalma. PlaceBase adlı firmayı satın alan Apple, son dönemlerde Google ile arasındaki sürtüşmelere bir misilleme yapıyor diyebiliriz. Zira Google’ın iPhone üzerindeki Maps egemenliğine son verebilecek, ve Apple’ın kendi Maps uygulamasını hazırlamasına yardımcı olacak know-how, bu satınalma ile Apple’a katılmış oluyor. ‘‘Lokal Arama’‘nın gitgide daha da önemli, ve çok kıymetli olduğunu düşünürsek, Apple gelecek için bu alanı Google ile paylaşmak istemiyor gibi görünüyor&#8230;</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-880" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/241teknolojibulteni2.jpg" alt="" width="103" height="93" />Aylar önce duyurulan Google Wave sonunda closed beta döneminde girdi. İlk aşamada 100K davetiye dağıtan Google, ‘‘E-Mail günümüzde icat edilse nasıl olurdu?’’ sorusu üzerinden yola çıkarak yeni nesil bir iletişim, paylaşım ve beraber çalışma (collaboration) platformu olarak sunuyor bu ürünü. İlk başta biraz karışık gelse de, getirdiği kolaylıklar oldukça etkileyici. Henüz yorum yapmak için erken olabilir, ilerleyen aylarda Google Wave’in gücünü ve kullanımını eminim çok daha iyi görebileceğiz. Ancak asıl kafaları kurcalayan soru, belki de şu anda sosyal medyada yaşadığımız gürültünün de Wave’e taşınabileceğini ve bu bilgi kalabalıklığının yaratabileceği verimsizliği Google Wave’in nasıl aşacağı&#8230; Göreceğiz <img src='http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-881" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/241teknolojibulteni3.jpg" alt="" width="135" height="108" />Twitter’ın bir süre önce duyurduğu Location API’ı da bu arada hayata geçti. Artık Tweet’lerimiz -eğer istersek- o anki lokasyonumuzu da verecek. Bu bilgiyi bazı 3rd partiler farklı şekillerde gömebiliyorlardı tweet’lere, ancak Twitter’ın native olarak bu desteği vermesi herkes için bir standart oluşturacağı için çok daha kolay ve verimli olacaktır. Lokasyon desteğinin önemini düşündüğümüzde bu gelişmenin ne kadar kritik bir hale geldiğini çok daha net şekilde görebiliriz. Lokasyon gibi önemli bir bilginin, Tweet içine gömülmesi, o bilginin önemini bir kat daha arttıracak, ve şimdikilerden çok daha farklı, zengin ve gelişmiş servislerin yakın zamanda ortalıkta yer almasını sağlayacaktır.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-882" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/241teknolojibulteni4.jpg" alt="" width="129" height="48" />Takip edenler hatırlayacaklardır, aylardır gerçek zamanlı web diye diye dilimizde tüy bitmişti <img src='http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Gün geçtikçe bunun ne kadar kritik olduğu daha da anlaşılır hale geliyor. Önceleri anlık haberler, kritik kazalar ile gündeme gelen bu konu, daha sonra büyük arama motorlarının ilgisini çekmiş, kendilerinin arama konusunda Twitter’ın gerisinde kaldıklarını anlamalarını sağlamıştı. Bu konuda farklı yöntemlerle kendilerini geliştirmeye çalışan Google ve Microsoft (Bing), Twitter ile detaylı data-mining görüşmelerine başlamışlar bile&#8230; Twitter’ın ana feed’ini lisanslı bir şekilde bu iki firma ile paylaşmasının ve bu şekilde arama sonuçlarına dahil edilmesinin ücretinin milyon dolarlar seviyesinde olduğu ve aynı zamanda gelir paylaşımlı bir modele bile oturabileceği konuşuluyor. Yakın zamanda ne olacağını kestirmek zor, ancak tüm bunların Twitter’ın hoşuna gittiği su götürmez bir gerçek sanırım&#8230; <img src='http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><a href="http://mashable.com/2009/10/08/twitter-search-deals/">http://mashable.com/2009/10/08/twitter-search-deals/</a></p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-883" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/241teknolojibulteni5.jpg" alt="" width="139" height="73" />Toplamda 30.000‘den fazla Hotmail, Gmail, Yahoo, AOL hesaplarının şifrelerinin çalındığını, ve tüm bunların internete sızdığını biliyor muydunuz? Sektörde çok ciddi bir phishing olayının yaşandığı çeşitli kurumlar tarafından açıklanmış durumda. Google, hesap bilgileri ele geçirilen kişileri uyararak acil olarak şifrelerini değiştirmelerini tavsiye ediyor. İnternete sızan şifrelere gelince, hemen internetten silinmelerine rağmen bunları download eden pek çok kişi olduğu ve bunları kötü emellerine alet etmek isteyenlerin olacağı da bir gerçek. Siz siz olun, asla kolay hatırlanan şifreler seçmeyin ve asla ama asla aynı şifreyi farklı web servislerinde kullanmayın!</p>
<p><a href="http://mashable.com/2009/10/06/gmail-accounts-exposed/">http://mashable.com/2009/10/06/gmail-accounts-exposed/</a></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-884" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/241teknolojibulteni6.jpg" alt="" width="54" height="78" />Birkaç ay önce Skype’ın 3G şebekelerinde kullanımının, hatta bazı ülkelerde AppStore’dan yüklenmesinin bile yasaklandığı, ve bu sebeplerle kıyamet koptuğu düşünüldüğünde bahsedeceğim gelişmenin önemini daha iyi anlayabiliriz diye düşünüyorum. Artık Skype üzerinden, 3G şebekesinde olsak da VoIP iletişim kurabileceğiz, en azından AT&amp;T’de bunun yolunu açtı. İlk yasaklardan birini koyan Almanya’da henüz bir ses olmamasına rağmen yakında benzer yaklaşımları dünya geneline yayılırken görmemiz bizi şaşırtmamalı&#8230; Evet, yani artık data paketi ve Skype kredileri ile insanlar cep telefonlarından istediklerini arayabilecekler&#8230;</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-885" src="http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/241teknolojibulteni7.png" alt="" width="145" height="218" />Bahsetmek istediğim son konu ise oldukça dikkat çekici ve ilginç bir uygulama hakkında&#8230; Geo-Fashion diye özetleyebileceğim bu, modayı yakından takip edenlerin, özellikle de bayanların hoşuna gideceğini düşündüğüm bu uygulama, her sabah kendi kendimize sorduğumuz bağlantılı iki soruya yanıt veriyor: Bugün hava nasıl acaba? Bugün ne giymeliyim? Uygulamayı iPhone’a yüklediğimizde o günkü hava durumuna ve giysi alternatiflerine göre en uygun kombinasyonları bize öneriyor <img src='http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Uygulamalarda sınır yok gerçekten&#8230; <img src='http://lab.turkcellpartner.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>Göktuğ GEDİK</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://lab.turkcellpartner.com/blog/2009/10/09/g-gedik-teknoloji-bulteni-4/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
